28 Mart 2011

Kadinlar erkekleri neden sever?


1. Omuzlari ergonomiktir.
2. Ne kadar gereksiz detaylar icerirse icersin, anlattigimiz her seyi dinlerler.
3.Iltifat edip guzel ve akilli hissetmemizi saglarlar.
4.Pesimizden kosturup ozguvenimizi arttirirlar.
5.Tras olduklarinda yanaklari yumusacik olur.
6.Hesabi odemek icin istekli olular.
7.Buyuyunce bize bakma hayalleri kurarlar.
8.Cicek alirlar.
9.Her zaman icin teknolojiden bizden daha iyi anlarlar.
10.Bir araya geldiklerinde illgimizi cekmeyen konulardan konusup bizi
sýksalar bile, teknik servis olarak isimize yararlar.
11.Eve gec kalma dertleri olmadigindan, bizi ugurlamadan eve gitmezler.
12.Ailemizden gece izni alabilmemiz icin dua ederler.
13.Agladigimizda bizden fazla uzulurler.
14.Aglayarak onlara her istediginiz yaptirabilirsiniz. (ustelik bu gercegi
bilirler de)
15.Pek aglamazlar ama agladiklarinda da cok sirin olurlar.
16.SIk sIk en iyi arkadasimiz olurlar
17.Bizim icin ulasamadigiz raflardaki esyalari alirlar.
18.Riskli islere onlar girerler.
19.Bi durum oldugunda müdahale ederler.
20.Namus kurtarmacalik oynarlar, kendilerini Cüneyt Arkin zannederler.
21.Olmadik seyleri kiskanip bizi kendilerine gulduruler.
22.Kapilari acar, hatta bazen sandalyelerimizi tutarlar.
23.Takim elbise ile acaip janti olurlar.
24.Opucuklerden sIkIlmazlar.
25.Sadece yumusak olmamiz bile onlar icin muthistir.

Erkekler nasildir??
Erkekler bilgisayar gibidir...
SIK SIK kilitlenir ve hafizasi asla yetmez.
Erkekler çikolata gibidir...
Tatlidir, keyif verir ama sonuçta gelir popona yapisir.
Erkekler kahve gibidir...
iyisi seni bütün gece uyutmaz.
Erkekler yildiz fali gibidir...
Sana ne yapman gerektigini söyler, lakin her seferinde yanilir.
Erkekler park yeri gibidir...
Iyilerin hepsi kapilmistir.
Erkekler kar firtinasi gibidir...
Ne zaman gelecegini, ne kadar sürecegini ve kar kalinligini önceden tahmin etmene imkan yoktur.
Erkekler tatil gibidir...
Hep kisa gelir.

Balık kültürünü bilmek lazım.

Çipura: Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olan çipuraya seyrek de olsa Marmara’da da raslanır. Ege’de Kasım, Akdeniz’de ise Ekim ve Aralık ayları arasında üreme mevsimine girer. Boyları ortalama 25-35 cm. arasındadır.
Eti az kılçıklı, sert ve beyaz olan çipura Türk mutfağının en özel lezzetlerinden biridir. Özelikle ızgarası çok lezzetli olur. Temmuz-Ağustos ayları balığın en lezzetli olduğu dönemdir



Gümüş :Marmara Denizi’nde bulunan gümüş balıkları üremek için Nisan ayının sonlarında Karadeniz’e geçer, sonbaharda ise geri döner.En fazla 20 cm. uzunluğa ulaşan gümüşün özellikle una bulunmuş tavası lezzetli olur
Hamsi :Hamsi sürüleri Eylül ayı sonlarında Azak Denizi’nden Doğu Karadeniz’e göeç eder. Ekim ayının ikinci haftası av mevsimi açılır. Göçlerini batıya doğru sürdüren hamsi sürüleri Kasım ayı ortalarından itibaren Marmara Denizi’nde görülmeye başlanır.
Ortalama boyu 18 cm kadar olan hamsilerin eti yağlı ve lezzetlidir Izgarası, tavası ve buğulaması yapılır. Karadeniz mutfağında ise kullanım alanı çok geniştir. Hamsinin en lezzetli olduğu dönem Kasım-Şubat arasıdır.


İstavrit :Hamsiden sonra en çok avlanan ve tüketilen balık türü olan istavrit türleri genellikle Nisan ayında yumurtlamaya başlar. Yumurtlama süresi türe göre Haziran ile Eylül ayına kadar sürer.İstavritin daha çok tavası ve buğulaması yapılır. Ocak-Nisan arası istavritin en lezzetli olduğu dönemdir

İzmarit: Daha çok Akdeniz ve Ege’de görülür. Marmara’da yaşayan bazı izmarit sürüleri ilkbakarda Karadeniz’e çıkarlar, sonbahar sonunda tekrar geri dönerler.Beyaz etli izmaritin özellikle ızgası çok lezzetli olur. Tavası yapılırken ise oldukça kalın olan derisini çıkarmak gerekir. Özellikle Şubat-Nisan arasında lezzetli olur

Kalkan: Nerdeyse tamamen yusyuvarlak olan bu pulsuz balık en çok aranan balıklardan biridir. Esas olarak Karadeniz’de bulunan kalkan balığı nadir olarak Marmara, Ege ve Akdeniz’de de bulunur. 1 mayıs-30 Haziran arası Türkiye’nin tüm karasularında avlanması yasaktır.
Ortalama boyu 40-50 cm olan kalkan, beyaz etiyle en lezzetli balıklardan biridir. Kalkan, genelde tavada pişirilir, ızgarası, şişi ve buğulaması da yapılır. Yemeden önce derisindeki düğmeler ayıklanmalıdır. Ocak-Nisan arası kalkanın en lezzetli olduğu dönemdir.

Karagöz: Türkiye’nin tüm denizlerinde bulunur. Ortalama uzunluğu 18-25 cm. kadardır. Eti son derece lezzetli olan karagözün tavası, ızgarası ve buğulaması makbuldür. Kiremitte fırını da yapılır. Ekim ve kasım en lezzetli olduğu aylardır.

Kefal:Farklı kefal türleri Türkiye denizlerinin hepsinde yer alır. Temelde sıcak ve ılıman denizlerde yaşayan kefalin boyu cinsine göre15 cm’den 90 cm’ye kadar çıkabilir. Küçük cinslerinin tavası büyüklerininse buğulaması yapılır. Tütsüsü de lezzetli olan kefalin yumurtalarından tarama ve havyar da yapılır. Haziran-Eylül ayları dışında yılın tümünde lezzetlidir
Kılıçbalığı:Genellikle okyanusların ılıman bölgelerinde yaşayan kılıçbalıkları Akdeniz, Ege ve Marmara’da da görünür. Ortalama uzunluğu 1.80 metreden 3 buçuk metreye kadar çıkabilir. Aşırı avlanma nedeniyle kılıçbalıklarının nesli tükenme tehlikeis ile karşı karşıyadır.
Eti çok lezzetli olan kılıçbalığının özellikle şiş ızgarası tavsiye edilir. Kılıçbalığının en lezzetli olduğu aylar Ağustos ve Eylül’dür


Levrek:Akdeniz’de yaşayan levrek sürülerinin önemli bir bölümü ilkbahar geldiğinde Marmara’ya, Marmara’dakiler de Karadeniz’e göç eder. Bu göçler sonbaharda ters yönde tekrarlanır. Her mevsimde, genellikle de Mayıs ortalarından Ekim sonuna kadar avlanır.
Eti yağsız ve lezzetli olan levreğin en çok tavası, ızgarası ve fırını yapılır. Mezgit gibi Levrek de Şubat-Mayıs aylarında lezzetli olur.

Lüfer:‘Boğazın sultanı’ olarak adlandırılan lüfer yaz aylarında Ege’den Marmara’ya ve Boğaz’dan da Karadenize’e çıkar. Llüfer sürüleri, yumurta bıraktıktan sonra Eylül ayının ortalarından itibaren tekrar İstanbul Boğazı’na döner. Lüferin özellikle ızgarası çok lezzetli olur. Yılın her ayında tüketilen lüfer, özellikle Ağustos-Eylül arasında lezzetlidir

Mezgit: Göçmen bir tür olan mezgit kışın Karadeniz’den Marmara’ya göçer. Mart ayında yumurta döktükten sonra Mayıs’ta yeniden Karadeniz’e çıkar.Ortalama 30-40 cm. uzunluğunda olan mezgitin eti beyz ve lezzetlidir. Genlikle tava ve haşlaması yapılan mezgit, Şubat-Mayıs aylarında lezzetlidir.

Orkinos: Ortaklama boyu 2-4 metre ağırlığı da 250 kilogram olan orkinos denizlerin en büyük balıklarındandır. Türkiye sularında Nisan ayı başında Akdeniz’den göçe başlayan orkinos sürüleri Ege ve Boğazlar üzerinden Karadeniz’e çıkar. Kırmızı etli orkinosun genellikle konservesi yapılır. Küçük orkinosların kanı akıtılıp tuzlandıktan sonra ızgarası yapılır. En lezzetli olduğu aylar Ekim ve Kasım’dır

Palamut:Palamut boyuna göre çeşitli isimler ile anılır: Palamutvonozu (12-16 cm), kestanepalamudu (16-22 cm), çingenepalamudu (22-28 cm), palamut (28-35 cm), zindandelen (35-40 cm), torik (40-45 cm), sivri (45-55 cm), altıparmak (55-65 cm) ve piçuta (65 cm ve üzeri). Genelde ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan palamutlar ilkbaharda yumurta dökmek için sürüler halinde İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıkar, Ağustos’ta geri dönerler. Güneyde yaşayan palamut sürülerinin üreme dönemi Nisan-Mayıs, Karadeniz’de yaşayanlaınsa Mayıs-Hazirandır.
Siyah etli ve lezzetli olan palamutun en lezzetli olduğu döenm Eylül sonundan Şubat’a kadar olan dönemdir. Tavası, ızgarası ve yahnisi tavsiye edilir.

Pisi balığı: Bir tabağı andıran vücut yapısı ile Akdeniz ve Ege sularında bulunur. Üreme mevsimi Mayıs-Ağustos arasıdır. Eti beyaz ve lezzetli olan pisi balığının tavası, ızgarası, şişi ve haşlaması yapılır. Yılın tamamında lezzetlidir.

Sardalya:Türiye’nin hemen bütün kıyılarında görünen sardalya sürüleri ilkbaharda büyük sürüler halinde Ege’den Marmara’ya göç ederler ve buradan da Karadeniz’e geçerler. Yine de Akdeniz ve Ege’de göç etmeyen sardalya sürüleri bulunur.En lezzetli balıklar arasında yer alan sardalyanın ızgarası, buğulması ve tuzlaması yapılır. Haziran-Eylül arası lezzetlidir.

Sarpa: Türkiye’nin hemen tüm kıyılarında bulunan sarpa ortalama 15-30 cm. boyundadır. İlkbahar ve sonbaharda iki üreme dönemi vardır. Eti yumuşak ve kılçıklı olan sarpanın ızgara ve buğulaması yapılır.

Tekir:Vücudunun kırmızı ya da pembemsi rengiyle kolaylıkla fark edilen tekir ya da barbunya, Ege Denizi’nde Mart-Haziran, Akdeniz’de ise Mayıs-Haziran aylarında ürer. Genelde 15-25 cm uzunluğundaki tekirin eti çok lezzetlidir. Tavası, ızgarası, kağıt kebabı ve buğulaması yapılır. En lezzetli olduğu dönem Ağustos-Kasım arasıdır

Mangal yakmanın ve malzemenin terbiyesi nasıl olur.

Bahar geldi önümüz yaz eh buda mangal zamanı demek. 8)
Peki mangal ve terbiyeler hakkında biraz bilgi olsa fena olmaz değilmi. ::)
Bakalım nasıl bulacaksınız yazıyı :D

Sahilde, kırda ya da evinizde mangal yakmak istiyorsanız :) , aşağıdaki öneriler sizi ne pişireceğinizi düşünmek derdinden kurtarırken, etin vazgeçilmezleri olan kekik ve şarap hakkındaki bilgiler de size yardımcı olacak.
Izgarada ne gibi yemekler yapılabilir diye merak ediyorsanız birbirinden leziz tarifler yine burada. :D Mangal lezzetini yaşamadan önce aşağıdaki önerileri okumanız işinizi kolaylaştıracaktır.
  • SİZ NEREYE, MANGAL ORAYA
Sahildesiniz ve güneş battı batacak. Herkes yavaş yavaş gitmeye hazırlanıyor. Ama sizin kumların üzerinden kalkmaya hiç niyetiniz yok. Karnınız da öyle aç ki. Deniz kenarındaki imkanlarınızı fazla zorlamadan, biraz önce gitmeye yeltenen dostlarınızı da dahil edebileceğiniz bir sofra hazırlayabilirsiniz. Tabi önce ateş yakmanız ve bunun için de çevreden yakacak çalı ve odun toplamanız gerekiyor. Pişirmek için en kolay bulabileceğiniz yiyecek sucuk olsa gerek. Sucukları şişlere takarak (şiş yoksa çatala takıp közün üzerine tutarak) ızgara yapıp yanında biber közleyebilirsiniz. Sucukla ketçap ve mayonez iyi gider. Ayrıca patates ve soğanları alüminyum folyonun içine yerleştirip kenarlarını kapattıktan sonra közün içine saklayarak pişirseniz harika bir lezzet yaratmış olursunuz. Yanan ateşin üzerine ot atarsanız (özellikle de kekik) çok güzel bir koku verir. Kırda Ailenizle birlikte kırda güzel bir gün geçirirken karnınızı da mangal zevkini tadarak doyurmak istiyorsunuz. Mangal partilerinin vazgeçilmez elemanı olan ızgara köfte, evde kolayca hazırlayıp kullanabileceğiniz doyurucu ve lezzetli bir yiyecek. Yanında mevsim salatası, ızgarada biraz pişireceğiniz domates, soğan ve biber oldukça uygun. Soğanı soymadan alüminyum folyoya sarıp közün içinde bir süre bekleterek pişirirseniz çok farklı bir lezzet yaratmış olursunuz. Evinizde Evinizde bir mangal partisi düzenlemek istiyorsunuz. Sıradan ızgara tariflerinin yerine, konuklarınıza farklı yemekler sunmak istiyorsanız, soslu tavuk ızgara ya da terbiyeli kuzu şişi deneyebilirsiniz. Mantarı yağ ve tuza bulayarak; mısırı ise önce süt ve su karışımında haşlayarak ızgara ederseniz güzel bir sebze tabağı hazırlayabilirsiniz. Mangalın sönmeye yüz tuttuğu zaman ise şişte hellim peyniri yapabilirsiniz. Hellim peyniri çok piştiğinde akmaya başlayacağı için az pişirmeye özen göstermelisiniz.
  • MANGAL İÇİN ÖNERİLER
Izgara yapmadan önce bir baş kuru soğanı ikiye bölüp sulu kısmını ızgara teline sürerseniz etin ızgaraya yapışmasını engellemiş olursunuz. Çöp şişlerin yanmasını engellemek için iki-üç saat suda beklettikten sonra kullanın. Zamanınız kısıtlıysa eti önce mikrodalga fırında pişirebilir, sonra mangala atabilirsiniz. Mangalda işiniz hem kısa sürecek hem de etin içi daha iyi pişmiş olacaktır. Ateşin kor haline gelmesini beklerken biber ve soğanları mangalda pişirebilirsiniz. Mangalda füme et yapmak istiyorsanız; eti mangalda yarı yarıya pişirin ve ateşten alın. Ateşe ıslak dallar yerleştirin. Eti tekrar mangala alın. Üzerine kubbe biçimli büyük bir kapak kapatın. Kapak dumanı hapsederek etin füme tadı kazanmasını sağlar.Mangalla işiniz bittikten sonra ızgaranın telleri hala sıcakken metal bir fırçayla kazıyarak yemek artıklarını çıkarabilirsiniz. Mangalda balık pişirirken tereyağını ızgaranın üstüne değil, balığın üzerine sürün. Karidesleri şişlere uzunlamasına yerleştirin. Ateşe düşme ihtimalleri azalır ve daha az kıvrılırlar.Sebzelerin içinin iyice pişmesini istiyorsanız önce 3 dakika mikrodalgada pişirin. Üzerlerine zeytinyağ sürüp mangalda bir süre daha pişirin.
  • TERBİYE HAZIRLAMAK İÇİN 5 KURAL
Terbiyeler yemeklerimize verdikleri lezzetin yanında sert et parçalarını da yumuşatırlar. Etinizi terbiye etmek için cam, porselen veya plastik kaplar kullanın. Alüminyum ve diğer metallerden kötü bir tat bulaşabilir. Fazla derin olmayan bir kap kullanırsanız, terbiye daha fazla yiyecekle temas eder. Saatte en az bir kez etinizi çevirmeyi unutmayın. Deniz ürünleri en çok bir saat, kemiği çıkarılmış tavuk göğsü en çok iki saat terbiye edilmelidir. Daha fazla bekletirseniz et dağılır. Sığır etini ise bir gün veya daha uzun süre terbiyede bekletebilirsiniz. Eti terbiye ederken buzdolabında bekletmeye özen gösterin. Oda sıcaklığında zararlı bakteriler çok daha hızlı çoğalır. Artan terbiyeyi etinizi yerken sos olarak kullanmak isterseniz, çiğ etten bulaşmış olabilecek zararlı bakterileri öldürmek için en az 5 dakika kaynatmanız gerekir.
  • KEKİK HAKKINDA
Kekiksiz bir ızgara et düşünmek imkansız. Et yemeklerinin vazgeçilmez baharatı kekik, ete verdiği lezzetin yanında bir çok mucizevi etkiyi de bünyesinde barındırıyor. Kas dokusunu sıklaştırma, zihinsel aktiviteleri hızlandırma ve göz bozukluklarının ilerlemesini yavaşlatma etkilerine sahip. İçindeki bir çeşit yağ,yaşlanmayı geciktirici etki yapıyor. Bu mucizevi bitki, sigara dumanında bulunan bazı toksik maddelerin vücuttan atılmasında yardımcı. Yatıştırıcı, idrar sökücü, kan dolaşımını uyarıcı, solucan düşürücü etkilerinin yanında grip ve soğuk algınlıklarında da iyi bir antiseptik.
  • ŞARAP HAKKINDA
Izgara et yemeklerinin yanında içilebilecek en güzel içecek şaraptır. Kırmızı etle alkolü az olmayan meyvemsi roze ve kırmızı ya da kuvvetli beyaz yarı sek şaraplar; tavukla asiti fazla olmayan beyaz sek ve yarı sek şaraplar; balıkla da beyaz sek şarap iyi gider. Izgara edilmiş etteki acılık veren maddeler, şaraptaki tatlılığın algılanmasını kolaylaştırırlar.
  • TARİFLER
MANGALDA SOSLU TAVUK
1 çorba kaşığı sirke 1 su bardağı tavuk suyu 1 su bardağı yoğurt 1 tatlı kaşığı acı sos 1 tatlı kaşığı kırmızı biber 2 çorba kaşığı şeker 2 çorba kaşığı şeker 3 çorba kaşığı ketçap 4 tavuk göğsü Bir kasede şeker, ketçap, kımızı biber, sirke, acı sos ve tavuk suyunu karıştırın. Birkaç yerinden çizik attığınız tavukları bu sosun içinde yarım saat bekletin. Sostan çıkardığınız tavukları ızgarada pişirin. Üzerine kalan sostan dökerek servis yapın.
  • TERBİYELİ KUZU ŞİŞ
1 yemek kaşığı acı biber salçası 2 diş sarmısak 500 g kuzu fileminyon 8 adet küçük acı kırmızı biber Limonun kabuğunu rendeledikten sonra suyunu sıkın ve içine soyulup dövülmüş sarmısağı, biber salçasını katarak karıştırın. Şişlik olarak hazırladığınız fileminyonları, hazırladığınız sosun içine koyarak buzdolabında bir gece bekletin. Ertesi gün eti sudan geçirin. Şişleri tuzladıktan sonra ızgarada pişirin.
  • MANGALDA KÖFTE
1 kg. Kıyma 1 yumurta 2 büyük soğan 6 diş ezilmiş sarmısak Kimyon, kekik Maydanoz Tuz, karabiber Yarım ekmeğin içi Kıymanın içine rendelenmiş ve suyu sıkılmış soğanı, ezilmiş sarmısağı, ıslatılıp ufalanmış ekmek içini, ince ince kıyılmış maydanozu, yumurtayı, kimyon, kekik, karabiber ve tuzu katıp 15 dakika kadar yoğurun. Buzdolabında 4 saat bekletin. Istediğiniz büyüklükte parçalara ayırıp ızgarada pişirin.
  • SARMISAKLI TERBİYE
½ çay bardağı kırmızı şarap ½ çay bardağı sıvı yağ 1 tatlı kaşığı şeker 2 diş ezilmiş sarmısak 3 çorba kaşığı soya sosu Kekik Tuz, kırmızı biber Malzemenin tamamını bir kapta karıştırın. Izgara yapmak istediğiniz etleri hazırladığınız sosun içinde, buzdolabında 2 saat bekletin ve ızgarada pişirin.
  • SOĞAN SOSU
1 kg. Soğan
1 yemek kaşığı domates salçası 100 ml.
Zeytinyağı (1 çaybardağı) 200 gr.
Biber sosu

Aptal helikopter pilotu..Mutlaka izleyin...

22 Mart 2011

İzmirde ambulanslara yeni sistem (dünyada ilk)

Türkiye'de ilk kez İzmir'de hayata geçirilen ''112 El Bilgisayarı ve Navigasyon Sistemi''yle 112 Acil Servis ambulanslarıyla komuta merkezi arasında tam entegrasyon sağlandı. Böylece, hastaya ulaşma süresi kısalacak, ambulanslarda yapılan tüm çalışmalar merkezden izlenerek anında müdahale edilmesine imkan sağlanacak.
Pilot uygulamanın ilk kez İzmir'de başladığını ve kısa sürede Sağlık Bakanlığı tarafından diğer illere yaygınlaştırılacağını ifade eden Kıraç, dünyada çok az ülkede ve farklı şekillerde uygulanan sistemin birçok özelliğinin Türkiye'ye uygun olarak hazırlandığını, yerli bir firma tarafından geliştirilen yazılımın diğer ülkelerde başka bir örneğinin bulunmadığını söyledi.

Kıraç, sistemin 112 ambulanslarıyla Komuta Kontrol Merkezi arasında tam entegrasyonu sağladığını, artık ''112'' numaralı telefon ile merkeze ulaşan hasta ve adres bilgilerinin ambulanslardaki el bilgisayarlarına bir tuşla saniyeler içinde aktarılabildiğini, yine bilgisayarlardaki harita ve konum bilgileri ile navigasyon sisteminin çalıştırıldığını ve ambulansların verilen adrese sesli ve görüntülü komutlarla yönlendirildiğini anlattı.

Ambulansların hareket saati, hastaya ve hastaneye ulaşma saatlerinin anında merkezdeki bilgisayarlara bu cihazlar aracılığıyla aktarıldığını belirten Kıraç, hastaya yapılan tıbbi uygulamaların da el bilgisayarındaki ilgili bölümlere doldurularak merkeze bildirildiğini ifade etti.

Kıraç, hastaya ulaşma süresini kısaltacak, ambulanslarda yapılan tüm çalışmaların merkezden izlenerek anında müdahale edilmesine imkan sağlayacak uygulamanın şu an İzmir'deki 85 ambulansın tamamında kullanılır durumda olduğunu bildirdi.

Uygulamanın diğer özelliklerini, ''nöbeti devralan ambulans ekiplerinin kimlik bilgilerinin anında görülmesi, istatistik çıkarılabilmesi, ambulansların akaryakıt sarflarının geriye dönük incelenmesine imkan sağlaması'' şeklinde aktaran Kıraç, ''Hastalar artık kapı kapı dolaştırılmayacak. İzmir'deki özeller dahil 50 hastanenin tamamındaki bilgiler anında izlendiği için ambulans ekibi hangi hastanede, hangi serviste kaç yatak olduğu, kaç boş kuvöz bulunduğu bilgilerini anında görecek. Böylece hastane hastane gezilmeyecek'' diye konuştu.

Sistemin MOBESE ile koordineli çalışacağını ifade eden Vali Kıraç, sistemin maliyetinin 52 bin lira olduğunu dile getirdi.

İzmir'de 112 Acil Servisine günde 15-17 bin çağrı geldiğini, bunların 300-400'ünün gerçek vaka olduğunu kaydeden Kıraç, vatandaşların bu konuda duyarlı olarak gerçekten ihtiyaç duymaları halinde 112'yi aramalarını istedi.

112 Acil Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Turhan Sofuoğlu da yaptığı sunumla sistemin nasıl çalıştığını anlattı.

Sofuoğlu, sistem sayesinde acil çağrıların çok kısa sürede ambulanslara aktarılacağını, telsiz ve telefon yoğunluğunun azalacağını, ambulansların adreslere daha kısa ve kolay yoldan ulaşabileceğini, ambulans hareketlerinin anında kayda geçirileceğini, hasta bilgilerinin dijital ortamda merkeze ulaştırılacağını belirterek, böylece personel, araç ve malzeme konusunda tam otomasyona geçildiğini dile getirdi.

Basın toplantısının ardından Vali Kıraç ve Mehmet Özkan, 112 Acil Servis ekibiyle birlikte sistemi gazetecilere uygulamalı gösterdi.

Bu sırada Vali Kıraç'ın yanına gelen Çiğdem S. (33), eşinin işsiz olduğunu, barınacak bir evleri olmadığı için 15 günlük bebeğiyle sokakta kaldıklarını söyleyerek yardım istedi. Vali Kıraç da aileye yardım edilmesi talimatı verdi

Afet yönetimi nedir.

Doğal afetler toplum ve insan yaşamında çok önemli dönüm noktalarıdır. Geçen yüzyıllık süre içinde doğal afetler, sayısal ve yarattığı olumsuz sonuçlar nedeniyle dünyanın gündemini daha fazla işgal etmiş ve sorunun giderilmesine yönelik akılcı çözümlerin neler olabileceği üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Yaşanan süreçlerin birbirine benzer olmaları her afetin belli bir zaman içinde geliştiği, meydana geldiği ve sonuçta insan tarafından yaratılmış değerleri yok ettiği görüldüğünden, bu aşamaları bir biriyle ilişkili olarak ele almak ve her aşamada neler yapılması gerektiğini belirleyerek planlanabilir ve uygulanabilir bir süreci yönetmek düşüncesi afet yönetimi kavramının altyapısını oluşturmuştur.
Önce, Tehlike, Afet ve Risk kavramlarını açalım:
Tehlike: Doğal ve insan eliyle oluşturulmuş çevremizde insan yaşamını etkileyecek olumsuz ve nadir olaylardır
Afet: Toplumsal yaşamı kesintiye uğratarak veya durdurarak fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar oluşturan ve o topluluğun kendi olanaklarıyla üstesinden gelemeyeceği doğal ve insan kaynaklı olayların sonuçlarıdır.
Risk: Belli bir olayın belli bir büyüklükte meydana gelmesi durumunda ulaşacak kayıpların toplamıdır.
Doğal ve insan kaynaklı olayların hangi bölgelerde, hangi zaman diliminde ve hangi büyüklükte meydana gelebileceğini ortaya koyan çalışmalara ‘’tehlikenin belirlenmesi’’ çalışmaları denir. Bir olayın afet diye nitelendirilebilmesi için sadece meydana gelmesi değil aynı zamanda insanlar üzerinde büyük kayıplar doğurması gerekir.
Afet Yönetimi :
Afet sonucunu doğuracak olayların önlenmesi veya zararlarının azaltılmasına yönelik ve afet öncesinde, afet sırasında ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması ve uygulanması için toplumun tüm kaynaklarını ve kurumlarını sürece katarak yönetilmesi işidir.
Afet yönetimi 4 aşamadan oluşmaktadır.
1-ÖNLEME VE ZARAR AZALTMA: Afet tehlikesi ve riski belirlenir, toplum bunlar konusunda bilgilendirilir ve bilinçlendirilir, yasal ve idari yapı geliştirilir, ar-ge çalışmaları yapılır ve ulusal strateji saptanır, önleyici ve zarar azaltıcı mühendislik işleri yapılır
2- HAZIRLIK: Merkezi ve yerel düzeyde acil durum planları yapılır, görevli personel eğitimi ile toplumsal tatbikatlar icra edilir. Arama ve kurtarma faaliyetleri örgütlenir, alarm ve erken uyarı sistemleri , bölgesel ve yerel teçhizat depoları kurulur, Kentsel dönüşüm ve güçlendirme projeleri desteklenir.
3-MÜDAHALE: Afetin oluşundan hemen sonraki acil hizmetleri kapsar. İletişim, arama-kurtarma, acil tedavi, geçici iskan, beslenme, güvenlik, psikolojik destek, tahliye, çevre sağlığı gibi.
4-İYİLEŞTİRME: Afete uğrayan topluluğun yaşam koşullarını afet öncesi koşulların üstüne çıkarmayı hedefleyen uzun vadeli işlerdir. Bunlar, konutların ve altyapının yapılması eğitim, sosyal ve ekonomik çalışmalardır.
Ülkemizde afet yönetimi konusunda adımlar 1939 yılından sonra atılmış ve 4623 sayılı yasa ile afetten önce ve sonra neler yapılacağı saptanmıştır. İlk yapı yönetmeliği ve deprem bölgeleri haritası bu yasa ışığında hazırlanmıştır.
1958 yılında İmar ve İskan Bakanlığı kurulmuş ve 1959 yılında yürürlüğe giren 7269 sayılı yasa ile afet hizmetleri bu bakanlığın görevleri arasında sayılmış daha sonra 1964 yılında kurulan Afet İşleri Reisliği, 1965 yılında Genel Müdürlüğe dönüştürülerek afet sürecinin arama- kurtarma, güvenlik ve sağlık hizmetleri dışında neredeyse tamamında merkezi düzeyde yetkili kılınmıştır. Arama kurtarma hizmetleri 7126 sayılı yasa çerçevesinde İçişleri Bakanlığı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü tarafından yapılmakta, bunun dışında KIZILAY başta çadır, battaniye, yiyecek, giyecek olmak üzere iç ve dış yardımların toplanması ve dağıtımında kan temini dahil sağlık hizmetlerinde çok önemli görevler yapmaktadır.
Merkezi düzeyde Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, MTA, Üniversiteler, TÜBİTAK ve Türk Silahlı Kuvvetleri bu süreçte yer alan önemli kurumlardır.
Yerel düzeyde ise İl Valisi ve ona bağlı İl Kurtarma ve Yardım Komitesi tek ve tam yetkilidirler.

Epilepsi Sara EPİLEPSİ NEDİR?

Epileptik nöbet (Sara), beyindeki hücrelerin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Beyin, insan vücudunun ana kumanda merkezi gibidir. Beyin hücreleri arasındaki uyumlu çalışma, elektriksel sinyallerle sağlanır. Nöbetin nedeni, bir tür beklenmeyen elektriksel uyarı olarak düşünülebilir. Kısaca; epileptik nöbet beynin kuvvetli ve ani elektriksel boşalımı sonucu oluşan kısa süreli ve geçici bir durumdur.

Epilepsi, dünyanın her bölgesinde, erkek ve kadında, her türlü ırkta ve yaklaşık 100 kişide bir oranında görülebilen bir hastalıktır.

Hastaların yaklaşık yarısında belirli bir neden bulunamaz. Belli bir grup hastada ise; gebelikte olabilen beyin gelişme problemleri, doğum sırasındaki nedenler, menenjit, beyin enfeksiyonu, beyin tümörleri, zehirlenmeler veya ciddi baş yaralanmaları epileptik nöbetlere yol açabilir.

Nöbetin nedeni tümör yada başka bir hastalık değilse, epilepsinin ilerlemesi söz konusu değildir, bazen yaşla birlikte nöbet sıklığı da azalabilir.

Epilepsi nöbetleri, çoğu zaman insana çok uzun sürüyor gibi gelse de 1-3 dakika içinde kasılmalar biter ve hastalar belli bir süre sonra nöbet öncesindeki normal aktivitelerini kazanırlar.

Epilepsi nöbetleri, değişik tiplerde olabilir. Nöbetler; büyük (genel, jeneralize tonik-klonik, grand mal, kasılma-çırpınma ile karakterize) yada küçük (kısmi, parsiyel, sadece yüz, kol yada bacakta kasılma[basit parsiyel] veya anlamsız konuşma ve davranışlar ile karakterize[kompleks parsiyel]) nöbetler şeklinde ortaya çıkabilir.

Ayrıca kısa süreli (5-10 saniye), gözlerini dikip sabit bakma, bu anda cevapsızlık şeklinde, kasılmasız dalma nöbetleri (absans) ile; özellikle sabahları uykudan uyandıktan sonraki dönemlerde ortaya çıkan ve kollarda sıçrama-atmalar tarzında myoklonik nöbetler de olabilir.

Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Epilepsili kişinin hastalığının başkaları tarafından bilinmemesi için bir neden yoktur. Yakın arkadaşlarınız, akraba ve komşularınız, öğretmeniniz hastalığınız hakkında bilgi sahibi olmalıdır.

Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların çocuk üzerine değişik etkileri nedeniyle; gebelik öncesi nöbetlerin tipine ve durumuna bakılarak uygun ilaç ve dozu doktor tarafından düzenlenmelidir.

Epilepsi tanısında en önemli nokta; nöbetler hakkında verilen bilgidir. Özellikle nöbeti gören kişinin doktor tarafından dinlenmesi gerekir. Genel fizik ve nörolojik muayene yapıldıktan sonra başvurulacak ilk laboratuar inceleme aracı; elektroensefalografi (EEG) dir. Bu tetkik, saçlı deriye elektrotlar yapıştırılarak beyin dalgalarının kaydedildiği bir yöntemdir. Epilepsi hastalığı tanısının konulmasında en önemli tetkiktir. Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) ve magnetik rezonans incelemesi (MRI) epilepsi nöbetlerine neden olan olayların ortaya konmasında yardımcı olabilir.

Epilepsi ilaçla yada cerrahi olarak tedavi edilebilen, çoğu hastada (%70-75) tek ilaçla nöbetlerin kontrol altına alınabildiği bir hastalıktır. Epilepsili hasta ilacını kullanarak aktif ve başarılı bir yaşam sürebilir. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar; hastanın yaşına, fiziksel durumuna ve nöbet tipine göre uzman doktor tarafından verilmelidir. Bilinçsizce kullanılacak ilaç, nöbetleri önlemediği gibi istenmeyen yan etkilere de neden olabilir.

Eğer tedavi ile nöbetler bir kaç yıl (hastanın durumuna göre 2-4 yıl gibi) arka arkaya görülmezse, doktor kontrolunda ilaçların azaltılıp kesilmesi denenebilir. Nöbetler tekrarlamazsa tedaviye son verilir, tekrarlarsa tedaviye yeniden başlanır. İlacın kesilmesi, mutlaka hastayı izleyen doktor tarafından karar verilmesi gereken önemli bir konudur.

EPİLEPSİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKEN KONULAR

1. Epilepsi kısa süreli nöbetler şeklinde tekrarlayan, beyinden kaynaklanan bir hastalıktır. Nöbetler ilaçla durdurulabilir.

2. Epileptik bir hastayı aşırı kollamaya, takip etmeye ve gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur.

3.Epilepsi hastalığı olan kişi aşırı uykusuz kalmamalı, günde en az 7-8 saat uyumalıdır.

4. Aşırı çay, kahve ve kolalı içeceklerden kaçınılmalı, gece ağır yemek yenmemelidir.

5. Uzun süreli ve yakından televizyon seyredilmemeli ve fazla bilgisayar kullanılmamalıdır.

6. Epileptik hasta, aşırı efor sarfetmemeli ve bunu gerektiren sportif faaliyetlerden kaçınılmalıdır.

7. Alkollü içecekler, nöbet oluşumuna yol açabileceği ve epilepsi ilaçların etkilerini değiştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır.

8. Aç kalınmamalıdır.

9. Yüksek yerlerin kenarında bulunulmamalı ve ateş gibi yakıcı olabilecek yerlerden uzakta durulmalıdır.

10.Meslek seçiminde dikkat edilmelidir. Epileptik hastalar; askerlik, polislik, şoförlük, berberlik, inşaat ve kaynak işçiliği gibi meslekleri seçmemelidir.

11.Motorlu taşıt kullanılmamalıdır. 3 yıldan fazla bir sürede nöbet geçirmeyenlerde ve EEG leri normal olanlarda müsade edilebilir.

12.Epilepsili hasta elinden geldiğince üzülmemeli, olur olmaz şeyleri dert etmemelidir.

13.Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epileptik kişi evlenecek ise eşi hastalığını bilmelidir. Bayanlar hamile kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir.

14.Alınan ilaçların hastalığı tamamen geçirmeyebileceği bilinmelidir. Ama ilaçlar nöbet gelmemesini yada sayısının azalmasını sağlayacaktır.

15.İlaçlar, düzenli ve mutlaka önerildiği şekilde kullanılmalıdır.

16.Nöbet geçirilme sayısı ile gün ve saatleri kaydedilmelidir.

17.Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir.

18.Hastalar, yanında iyi yüzme bilen birisi olmak şartıyla denize girebilir, fakat uzun süre denizde ve güneş altında kalmamalı, aşırı yorulmamalıdır.

19.Epilepsi kısmen de olsa hayatınızı etkileyebilir, ama normal, aktif bir hayat sürmenizi engellemez. Bazı meslekler dışında yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.

20.Epilepsi çalışmanıza ve işinizde başarılı olmanıza engel olacak bir hastalık değildir. Unutmayınız ki; dünyada bir çok ünlü ve başarılı insan da epilepsi hastalığına sahiptir.

Kulak (Temizliği)

Kulak pamukları ile biriken kirler içeri doğru itilip kulağı tıkar.

Evet yanlış okumadınız başlıgı ben degil uzmanlar söylüyor


Vücudumuzda birçok organ kendine ait bir salgı salgılar.
Ağzımızdaki tükürük salgısı
Burnumuzdaki sıvı salgısı gibi kulağımızda da bir salgı vardır.
Bu salgı tükürük kadar sulu bir salgı değildir.
Ağzımızdaki tükürük salgısı sürekli salgılanır ve biz bunu yutarak ağzımızı temizleriz, Kulaktaki salgı da kulaktaki minik titrek tüyler sayesinde dışarıya doğru yavaş yavaş itilir ve dış kulak yolundan kulak kepçesine itilir.
Kulak kiri oluşumunun kişiden kişiye değişir.
Kirin açık sarı ile koyu kahverengi arasında olabilir.
Sıvı veya daha katı kıvamda salgı şeklinde görülebilir.
Bazı insanların kulağında bu salgıyı dışarıya atan mekanizma daha az çalışır ya da dış etkenlerle bozulur ve buna bağlı olarak kulak yolunda kir birikir.

İŞİTME KAYBI YAPAR

Kulak kiri kulak pamuklarıyla temizlenmeye çalışılırsa hem kulak yolundaki kir biraz içeriye doğru itilmiş olur
Hem de kulak salgısını dışarı atan tüylerin hareketi kısa süreli de olsa bozulur.
O esnada salgı salgılanmaya devam eder ama tüyler çalışmadığı için dışarı atılamaz.
Bir müddet sonra bu tüylerin taşıma kapasitesini aşan şekilde salgı birikir.
Dışarı atılamadığı zaman da birikerek kulak kanalını tamamen kapatır ve problem başlar. Kulak kanalını tamamen doldurana kadar agrı veya buna benzer şikayetler olmaz.
Kulak çöplerinin kulağın girişine yarım santim veya bir santim kadar sokulup temizlik yapılır.
Kulak zarının yaklaşık 2.5-3 santim ileridedir.
Özellikle banyodan sonra kulak yolunun girişindeki nemi almak faydalı olur.
Kulak kanalının 7–8 milimetre genişliğinde ve silindir şeklindedir.
Bu kanalda bir toplu iğnenin geçeceği kadar bir delik bile kalsa işitme problemi yaşanmaz.
Ancak bir dolgunluk problemi olabilir.
Genellikle havuza ya da denize girdikten veya banyodan sonra birikmiş olan kulak salgısının su ile şişip kulak kanalını tamamen doldurur.
Kulak kanalı dolduğu zaman işitme kaybı ve dolgunluk hissedilir.
Hatta zaman zaman kulak çınlaması ve baş dönmesi bile olur.

Sonuç olarak Banyo,Deniz Havuz gibi şeylerden sonra kulagımızın içindeki suyu bir pamuk yardımıyla almak daha dogru ve saglıklı olanıdır

Organlarımızın perfonmasları.

İnsan vücudundaki her organ ve organ sisteminin maksimum performansa ulaşma yaşının farklı olduğu bildirildi.
Çok sayıda bilim adamının katılımıyla 7 Mayısta düzenlenen 5. Ulusal Yaşlılık Kongresine katılan Doktorlar her insanın genetik yapısı ve çevresel koşulları farklı olduğu için farklı yaşlanma özellikleri içerisinde olabileceklerini söyledi.
Hatta aynı insanın vücudundaki farklı doku, organ ve organ sistemlerinin farklı biçimde yenilenebildiklerini ve maksimum güce ulaşabildikleri dönemin farklı olduğunu gördüklerini belirtildi.
Yaşamı ve vücudu dikkatle izlendiğinde her organ ve organ sisteminin maksimum performansa ulaşma yaşının farklı olduğunu görüyoruz.
Biz buna pik yapabildikleri dönem diyoruz.
Örneğin görme keskinliği 18 yaşlarında, böbreklerin performansı ve büyük atardamarların elastikiyeti 20'li yaşlarda en yüksek değerine ulaşır.
Solunuma neden olan akciğer alveollerinin sayısının doğumda 20 milyon iken bu sayının 8 yaşında 30 milyona ulaştığını ve daha sonra artık sabitlendiğini anlattı.
İnsanın IQ'su yani zeka düzeyinin 18-25 yaşlarında en üst düzeye ulaştığını, sonra yavaş yavaş düşmeye başladığını belirti.
Kas kitlesi ve kas kuvveti en yüksek değerine 25 yaşında ulaşır. Kadın ve erkeklerde kemik kitlesinin en yüksek değerine ulaştığı yaş, yani pik yaptığı yaş ise 30'lu yaşlardır. Sonra bu giderek azalmaya başlar.
Örneğin kadınlar 70 yaşına gelinceye kadar, 20 yaşındaki kalsiyum miktarının yüzde 40'ını, erkekler yüzde 24'ünü kaybeder.

YAŞLILARDA KAS GÜCÜNDE YAŞANAN GERİLEME

Çünkü kas gücü yaş ilerledikçe azalmaya başlar. Öyle ki 70'li yaşların sonuna doğru kas gücünde yüzde 40'lara varan oranda düşmeler görülür.
Onun için yaşlılara baktığınız zaman en büyük problem yürüme, dengede durma gibi aktivitelerde olduğunu görüyoruz.
Çünkü tüm sistem ve dokularda belirli oranda fonksiyonlarında gerilemeler görülüyor. Buna bağlı olarak da denge kayıpları yaşanıyor.
Örneğin bir çocuk günde 10 defa düşer, tekrar kalkar, ona bir şey olmazken bir yaşlının, hele osteoporoz dediğimiz bir kemik erimesi rahatsızlığına yakalanmış bir kişinin düşmesi demek onun ölüme kadar gidebileceği anlamına gelir.
Çünkü kemikleri artık kırılgan hale gelmiştir. Düştüğü zaman kemikleri kırılır, hareketsizleşir, hatta bu kemiklerin iyileşmesi uzun zaman alır.

21 Mart 2011

KOAH nedir.



KOAH, “ Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı” isminin baş harflerinden oluşan kısaltılmış bir hastalık ismidir.
KRONİK kelimesi uzun süredir devam eden anlamındadır.
OBSTRÜKTİF kelimesi tıkayıcı anlamındadır ve bu hastalıkta nefes borularının (bronşların) tıkandığını göstermek için kullanılır.
O halde KOAH’ı, “uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan bir hastalıktır” şeklinde tarif edebiliriz. Bu hastalığın en kötü yanı, bronşlarda oluşan tıkanmanın bir daha düzelmemesi ve tedavi olunmaz ise hastalığın sinsice ilerlemesidir.
Hastalığın en önemli nedeni SİGARA bağımlılığıdır.
KOAH yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içme sonrasında ortaya çıkar. Eğer günde bir paketten daha fazla sayıda sigara içiliyorsa bu zaman daha da kısalır. Hastalık genellikle 40 yaşından sonra belirti vermeye başlar. KOAH teşhisi alan kişilerin büyük çoğunluğu halen sigara içen veya çok uzun süre sigara içmiş ve bırakmış kişilerdir. Hastalık sinsi ilerlediği için ve sigara bağımlıları öksürük, balgam çıkarma gibi şikayetleri önemsemedikleri için KOAH teşhisi konduğu zaman hastalar akciğer kapasitelerinin önemli bir kısmını kaybetmiş olmaktadırlar.
Sigara içen her beş, altı kişiden birinde KOAH gelişmektedir. Ülkemizde 20 yaş üstündeki kişilerin en az yarısı sigara bağımlısıdır. Dolayısıyla bizim gibi sigara içme alışkanlığının çok yaygın olduğu ülkelerde KOAH önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde en iyimser tahmin ile 5 milyon KOAH’lı vardır. Fakat bu hastaların sadece az bir kısmı teşhis edilmektedir. Hastaların önemli bir sayısı hastalıklarının farkında olmayıp öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi şikayetleri çok rahatsız edici olmadıkca doktora gitmemektedirler. Sigara bağımlısı olanların rahatsızlıklarında doktora gitmemelerinin önemli bir nedeni de sigarayı bırakmaları konusunda uyarı almaktan kaçmaktır.
Sigara dumanı ile nefes borularına ve hava keseciklerine zararlı gazlar ve maddeler dolar . Yıllar geçtikce bu zararlı gazlar ve maddeler bronşların ve hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Bunun sonucunda bronşların hastalanmasıyla TIKAYICI BRONŞİT, hava keseciklerinin harabiyeti ve parçalanması ile AMFİZEM ortaya çıkar.
İşte KOAH adı altında bu iki hastalık yer almaktadır. Sigara içimi ile hem bronşlarda tıkayıcı bronşit hem de aynı zamanda amfizem gelişir. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar sonucunda kana oksijen geçişi azalır ve vücudun oksijensiz kalması ile pek çok ciddi rahatsızlıklar doğar.
Oluşan bu bozuklukların tedavisi ve tamiri mümkün değildir. Akciğerler bu hastalık ile erkenden yaşlanır ve bozulur. Çünkü KOAH ilerleyici bir hastalıktır. KOAH başlayan bir hastada sigarayı biraktıktan sonra bozuklukların tamamen ortadan kaybolması çok zordur. Ancak sigaranın bırakılması ile hastalığın ilerlemesi yavaşlar. Diğer yandan sigara bırakılmaz ise hastalık çok hızlı ilerler. KOAH için kullanılan ilaçlar sadece hastaların nefes darlığı şikayetlerini azaltmak için kullanılır. Bu ilaçların hastalığı ortadan kaldırmak veya ilerlemesini yavaşlatmak gibi bir etkileri yoktur. Bu nedenle KOAH tedavisinin temelini sigarayı bırakmak oluşturur.
KOAH BELİRTİLERİ NELERDİR ?
· ÖKSÜRÜK
· BALGAM
· NEFES DARLIĞI
Bu şikayetler uzun süredir devam etmektedir.
Öksürük ve balgam çıkarma önceleri sadece sabah görülür. Balgam çok az miktarda çıkar. Hastalar genellikle bu şikayetleri önemsemezler ve sigara içmenin doğal bir sonucu olarak kabul ederler. Gerçekte, şiddetli olmayan öksürük ile birlikte az miktarda balgam çıkarmak çok önemli bir hastalığın yani KOAH’ın erken habercisi olabilir. Eğer sigara içmeye devam edilirse ve hastalık ilerlerse öksürükler şiddetlenir ve balgam miktarı gittikçe artar. Hastalar günün her saatinde balgam çıkarmaya başlarlar. Bazen boğulacak kadar şiddette öksürükler olmaya başlar.
Nefes darlığı hastalığın erken dönemlerinde koşma, hızlı yürüme veya merdiven çıkma gibi eforlarda ortaya çıkarken, hastalığın ilerlemesi ile istirahatte dahi nefes darlığı oluşur. Genellikle öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetleri 50 yaşına doğru ciddi şekilde artış gösterir.
Bütün bu yakınmalar kış aylarında ve özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde ve gribal enfeksiyonlar sonrasında çok artar.
Sigara içen kişilerde bu şikayetlerden bir veya birkaç tanesi ortaya çıktığı zaman hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Çünkü erken teşhis ve sigaranın bırakılması ile ancak bu ilerleyici ve akciğerleri sakat bırakan hastalıktan kurtulmak mümkün olabilir.
KOAH, nefes darlığının şiddetine göre dört gruba ayrılır.
1- Hafif KOAH
  • Ağır iş yapıldığı zaman veya hızlı yürüme ve merdiven çıkma esnasında bazen nefes darlığı hissedilir.
2- Orta KOAH
  • Ağır iş yapıldığı zaman veya hızlı yürüme ve merdiven çıkma esnasında genellikle nefes darlığı hissedilir.
  • Bazen günlük işler yapılırken dahi nefes darlığı hissedilir.
  • Gece uykusu rahattır, nefes darlığı nedeniyle uykusuzluk çekilmez.
3- Ağır KOAH
  • Günlük işler yapılırken genellikle nefes darlığı hissedilir.
  • Şiddetli halsizlik vardır.
  • Merdiven çıkmada çok zorlanılır.
  • Gece nefes darlığı nedeniyle uyku düzeni bozulur.
4- Çok ağır KOAH
  • Otururken dahi nefes darlığı hissedilir.
  • Oda içinde yürümek zorlaşır.
  • İşe gidilemez.
Hastalığın ileri dönemlerinde kanda ve organlarda oksijen miktarı önemli oranda azalacağı için çok daha fazla rahatsızlıklar belirir. Bunlar;
  • Bol terleme
  • Dilde, dudaklarda, parmak uçlarında morarma
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Çarpıntı
  • Gündüzleri uyuklama, geceleri uykusuzluk
  • Zihinsel faaliyetlerde azalma (unutkanlık, dikkatsizlik)
  • Aşırı sinirlilik
  • Şiddetli halsizlik, yorgunluk
  • Zayıflama
  • Cinsel güçte azalma
  • Mide rahatsızlıkları, karında şişkinlik ve hazımsızlık
  • Kabızlık
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi
  • Ellerde titreme
Hastalığın ilerlemesi ile kalp yetmezliği meydana gelebilir ve ayaklarda su toplama başlar. Kalp yetmezliği gelişen hastalarda hastalığın ileri dönemlerinde nefes darlığı çok şiddetlenir ve hastalar evden dışarı çıkamaz hale gelirler. Bu dönemdeki hastalar artık günün en az yarısında oksijen makinasına bağlı kalırlar.
Hastalığın çok ilerleyerek yukarıda belirtilen ağır rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önlemek için yapılması gereken SİGARANIN TERK EDİLMESİDİR.
KOAH teşhisi konmuş hastalara çok önemli bir sorumluluk yüklenmektedir. Bu hastalığın zararlı etkilerini bizzat yaşadıkları için çevrelerinde bulunan sigara bağımlısı yakınlarını ve arkadaşlarını uyarmak ve hatta baskı yapmak zorundadırlar.
KOAH NASIL TEŞHİS EDİLİR ?
KOAH ilerleyici ve geriye dönüşü olmayan bir hastalık olduğu için, ne kadar erken teşhis edilir ve ne kadar erken tedaviye başlanırsa hastalık o kadar az rahatsızlığa neden olacaktır. Ne yazık ki, KOAH’lı hastalar ilk teşhis edildikleri anda genellikle akciğer kapasitelerinin önemli bir kısmını kaybetmiş oluyorlar. Bunun nedeni öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetlerini ihmal etmeleridir. Hastalığın hafif dönemde iken teşhis edilmesi ile tedavi kolaylaşacak, hastalar tedaviden daha çok yararlanacak ve hastalığın ilerlemesi durdurulmuş olacaktır.
KOAH, teşhisi çok kolay olan hastalıklardan birisidir. Bu hastalığı akla getiren iki önemli özellik vardır. Bunlar;
1- Sigara içimi.
2- Uzun zamandır ÖKSÜRÜK, BALGAM ve NEFES DARLIĞI şikayetleri olması.
KOAH hastalığının kesin teşhisinde solunum testi yapılır. Bu çok kolay uygulanan bir testtir. Derin bir nefesle alınan hava solunum test cihazının plastik borusu içinde çok hızlı bir şekilde üflenir.
KOAH erken teşhisi için sigara içen ve 40 yaşını aşmış herkes yılda bir kez solunum testi yaptırmalıdır. Uzun süredir öksürük, balgam ve en önemlisi nefes darlığı şikayetleri olan sigara içicilerde KOAH riski çok yüksektir. Bu kişilerin en kısa sürede solunum testi yaptırmaları gerekir.
Solunum testi ile hem KOAH teşhisi konur hem de hastalığın şiddeti belirlenir. KOAH tedavisi hastalığın şiddetine göre planlanacaktır.
KOAH NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
KOAH tedavisinde başarılı olabilmek için uyulması gereken kurallar;
  • Sigaranın bırakılması,
  • Tozlu ve dumanlı ortamlarda çalışmamak, bulunmamak ve
  • Düzenli ilaç tedavisidir.
KOAH tedavisinin temelini “sigaranın terk edilmesi” oluşturur. Sigara bırakıldığı zaman bronşlardaki ve hava keseciklerindeki bozulmaların şiddeti yavaşlar. İlaçlar hastalığın ilerlemesini önlemez bu nedenle sadece nefes darlığını azaltmak için kullanılırlar.
Sigarayı bırakamayan bir hastanın ilaçlardan yarar beklememesi gerekir. İlaçlar sadece geçici süre için nefes darlığını azaltabilir. Sigarayı bırakmayan hastalar her yıl bir önceki yılı arayacaklardır. Birkaç yıl sonra hastalık çok ilerleyince hastalar isteseler dahi sigara içemez hale geleceklerdir. Başka bir ifade ile “hasta sigarayı bırakmayacak, sigara hastayı bırakacaktır”. Fakat bu durumdaki bir hastanın artık günlük işlerini yapabilmesi çok zorlaşmış olacaktır. Böyle bir hastanın geriye dönük pişmanlıkları ve “keşke şu mereti içmeseydim” şeklindeki yakınmalarının bir faydası olmayacaktır.
KOAH’lı hastaların nefes darlıklarını rahatlatmak amacıyla kullanılan çok sayıda ilaç vardır. Bunların bazıları solunum yolu ile kullanılırlar.
Solunum yolu ile kullanılan ilaçlar, çalışma prensipleri ve şekilleri birbirinden farklı cihazlar yardımı ile kullanılırlar. Solunum yolu ile kullanılan ilaçların dozları çok düşüktür. Fakat ilaçlar direkt olarak solunum yollarına ulaştığı için etkileri çok kuvvetlidir. Ancak etkili olabilmeleri için doğru teknik ile kullanılmaları gerekir. Bu cihazların nasıl kullanılacağı çok iyi öğrenilmelidir. Hata varsa bunu düzeltmek için muayene sırasında hekim önünde kullanma denemeleri yapılmalıdır.
İlaçların dozu düşük olduğundan ve kullanılan dozun da çok az bir kısmı kana karıştığından yan etkileri yok denecek kadar azdır. Solunum yoluyla kullanılan ilaçlar alışkanlık yapmazlar, dişlere ve akciğerlere herhangi bir zarar vermezler.
Oksijen tedavisi
Çok ağır KOAH’lı hastalar sürekli olarak günde en az 15 saat oksijen kullanma zorundadırlar. Kanda oksijen seviyesi tehlike sınırının altına inmiş olan hastaların uzun süreli oksijen tedavileri hem şikayetlerini azaltacaktır hem de yaşam kalitelerini artıracaktır. Çünkü KOAH’da ortaya çıkan sorunların önemli bir bölümü vücudun yeterince oksijen almamasından kaynaklanır.
Oksijen tüpleri bu amaçla kullanılmazlar. Çünkü tüpler kısa sürede
bitecektir ve bunların tekrar doldurtulması gerekecektir. Uzun süreli oksijen tedavisi için “oksijen konsantratörü” adı verilen ufak bir komidin boyutunda cihazlar kullanılır. Oksijen cihazının doldurulması gereken deposu yoktur, bu makinanın kendisi oda havasından oksijen üretmektedir.
Sosyal güvencesi olan hastalara heyet raporu karşılığında oksijen konsantratörü ücretsiz olarak verilmektedir. Heyet raporu için bu cihazın kullanılmasını gerektirecek kadar ağır KOAH olduğunu belgelemek amacıyla bazı basit testlerin yapılması gerekir. Böylece uzun süreli oksijen tedavisi alması gereken hastalar belirlenmiş olmaktadır.
Uzun süreli oksijen tedavisi alan hastaların uyması gereken kurallar;
  • Günde en az 15 saat oksijen alınmalıdır.
  • Yangın tehlikesi nedeniyle oksjien cihazının yanında sigara içilmemelidir.
  • Cihaz sobadan uzak tutulmalıdır.
  • Gece kan oksijen seviyesi çok daha fazla düştüğü için uyku süresince oksijen alınmalıdır.
  • Cihazın bakımı düzenli yapılmalıdır.
Tedavide yardımcı tedbirler
  • Yapılabilecek kadar egzersiz yapılmalıdır. Sürekli oturmak ve egzersizden kaçınmak kasları güçsüzleştirir ve nefes darlığını artırır.
  • Ağır egzersizlerden (ağır yük taşımak, bahçede çalışmak gibi) kaçınılmalıdır.
  • Soğuk ve hava kirliliğinin fazla olduğu saatlerde dışarıya çıkılmamalıdır.
  • Sık aralıklarla ve her öğünde az miktarda yeme alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Yiyecekler daha çok sulu gıdalardan (çorba, sulu sebze yemekleri) oluşmalıdır. Katı ve ağır yemekler sonrasında nefes darlığı artmaktadır.
  • Hazımsızlığa ve gaz şikayetlerine neden olabilecek yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Bol sıvı (su, asitsiz meyve suları, bitkisel çaylar) tüketilmelidir.
  • Kilosu fazla olan hastaların şikayetleri de o kadar çok artacaktır. Kilolu hastaların fazla kilolarını azaltmak için çaba göstermeleri gerekir. Bunun için yağlı, tatlı ve unlu yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Her yıl sonbaharda grip aşısı yaptırılmalıdır. Grip salgınları döneminde kalabalık yerlerde bulunulmamalıdır. Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için yanaktan öpüşme alışkanlığı terk edilmelidir. Grip ile birlikte hastalık bir anda şiddetlenir, şikayetler ağırlaşır ve genellikle hastaların hastanede yatırılarak tedavileri gerekir.
  • Nefes darlığının şiddetlendiği zamanlarda derin nefes aldıktan sonra ıslık çalar gibi dudakları büzerek nefesinizi yavaşca dışarıya üfleyin. Bunu ne kadar sık yaparsanız o kadar rahatlarsınız.
  • Sırtınız dik olacak şekilde rahat bir koltuk, divan veya sandalyeye oturun. Bir elinizi göğsünüzün üzerine diğer elinizi ise karın bölgenize koyun. Nefes alır verirken göğsünüz üzerindeki el hareket etmemelidir. Burundan “bir, iki” sayılarını söyleyerek nefes alın. Nefes alırken göğsünüz hareket etmesin karın kaslarınız yukarıya doğru hareket etsin. Daha sonra “bir, iki, üç, dört” sayılarını söyleyerek yine burundan aldığınız nefesi dışarıya üfleyin. Bu şekildeki soluk alıp verme alışkanlık haline gelene kadar bu egzersizlere devam etmelisiniz. Böylece solunum yaptıran diafragma kası güçlenir ve daha az nefes darlığı hissedersiniz.

Egzama nedir

Egzama nedir

Egzama, çeşitli kaşıntılı deri hastalıklarına verilen genel bir terimdir.

En çok yaygın şekilleri atopik egzama, temas egzaması, seborik egzama ve çocuk bezi egzaması olmaktadır.
Atopik kelimesi farklı anlamına gelir.
Bu durumda derideki farklılık kastedilmektedir ve kalıtsal alerjik egzama türünün tanımında kullanılmaktadır.
Egzama, kronik, yani, uzun süreli ve aküt olabilir ve bir çok kişide yazları iyileşmeye kışları da kötüleşmeye giden bir gelişme gösterebilir.
Egzamanın kronik hali, kaşıntılı döküntü şeklinde nitelendirebilir. Kaşımanın neticesinde çabukça çatlayan kalın deriler oluşmaya başlar.
Aküt egzama durumunda, deride, muhtemelen sıvı dolu kabarcıklara ek olarak, kızarıklık, şişkinlik ve kaşıntı gözlenir.
Egzama durumunda vücudun savunması enfeksiyona karşı zayıflamış olur, ve enfeksiyonlardan ve muhtemelen mantarlardan dolayı kolayca iltihaplanma oluşur.

Egzama kimlerde görülür

Atopik egzama rahatsızlığı, öncelikle küçük çocuklarda görülür.
Hastalık, çoğunlukla, çocuk bir kaç aylık iken başlar ve % 60 ında çocuk dört yaşında iken kaybolur.
Ancak, hastalık daha sonra erken yaşlarda veya ileri yaşlarda tekrar görülebilir.
Temas egzaması, çok küçük yaşlardaki çocuklarda oldukça nadir görülür.
Nitekim, çocuğun okul çağlarından itibaren hastalıkta bir artma gözlenir.
Kulak memesinde açılan delikler, vücuda metal takı takmak için açılan delikler (piercing), bu amaçla kullanılan ve deri ile temas içinde olan baz metaller nikel’e karşı temas egzamasının artışında önemli rol oynamaktadır.
Seborik egzama nispeten daha yaygındır. Bu egzama çok erken yaşlarda ortaya çıkabilir, ancak, çoğunlukla ileri yaşlarda görülmektedir.

Egzama hangi belirtiler gösterir

Atopik egzaması, deride kaşıntı ve kurumaya sebep olur.
Yeni başlayan veya tekrar ortaya çıkan temas egzaması, deride, değişik büyüklükte kızarık kabarcıklar halinde şişmeye ve tepkiye neden olan şeye direk maruz kalan kisımlarda akıntılı yaralara sebep olur.
Eğer temas egzaması uzun süre devam etmiş ise deride daha çok kuruluk ve çatlaklık görülür.
Şiddetli kaşınt? olması normaldir.
Egzama, başlangıç olarak, sadece tepki gösterdiğiniz şeyle temas ettiğiniz deri bölgesinde ortaya çıkar, ama, daha sonra derinin diğer kısımlarına dağılabilir.
Seborik egzamanın bebeklerde ortaya çıkması durumunda, bebeğin anlında, kafa derisinde, yüzünde, boyun ve bacak kasıklarında kabuk tutmuş dolgun ve kızarık bölgeler görülür. Yetişkinlerde ise yüzün merkezi bölümlerinde, kafa derisinde, kulak arkalarında ve göğüste kızarıklık, yağ dolgunluğu, cilt dökülmeleri şeklinde kendini gösterir.
Çocuk bezi egzaması, bezin kullanıldığı bölgede kızarık, kaygan ve muhtemelen akıntılı deri şeklinde kendini gösterir.

Egzamanın nedenleri

Atopik egzamaya yol açan sebepler henüz bilinmemektedir.
Alerjiler, bazılarına etkisi olsa bile, hiç bir zaman tek başına yeterli sebep değildir.
Bu hastalık, kalıtsal ve çevresel koşullar sonucu oluşan bir hastalık türüdür.
Ailenin diğer fertlerinde de atopik hastalıkların görülmesi normaldir (ast?m, egzama veya saman nezlesi). Hastaların % 20-30 unda egzamaya etkisi olan alerji türü bulunmaktadır.
Seborik egzama, aşırı hassasiyetlikten kaynaklanmamakta olup, yağ bezlerinde hastalığa karşı görülen bir tepkidir.
Normalde deride bulunan maya mantarları, bu tepkiye neden olabilir.
Derisi yağlı olan ve çok yağ üreten kişiler bu hastalığa daha çok maruz kalırlar.
Temas egzaması, derinin tepki gösterdiği maddeler ile temasa geçmesi durumunda ortaya çıkar.
Durum hem alerjik olabilir hem de alerjik olmayabilir.
Alerjik olmayan durumlar, derinin, kendisini tahriş eden temizlik maddeleri, su ve dezenfeksiyon maddeleri ile temasa geçmesi durumunda ortaya çıkar.
Alerjik olan durumlar ise, derinin, alerjiye sebep olan nikel, krom, kauçuk, formaldehid ve parfüm gibi maddeler ile temasa geçmesi durumunda görülür.
Çocuk bezi egzaması, çiş ve kakanın neden olduğu tahrişten dolayı gelişir.

Egzamanın tedavisi

Egzamanın tedavisinde en önemli olan şeylerin başında temizlik, sistematik krem ve merhem tedavisi, derinin kurumasını engellemek, kaşımadan kaçınmak, tahriş edici şeylerden uzak durmak ve egzamaya sebep olan gıda maddelerinden kaçınmak gelir.
Hafif ve orta dereceli egzamanın tedavisinde, güneş ve deniz suyunun iyi etkisi vardır.
Ancak, bir çok durumda kortizon kremi kullanımı gereklidir.
Vücudun doğru yerinde ve doğru zamanda kullanıldığında, preparatın kullanılması güvenlidir.
Doktorunuz, ilacın nasıl kullanılması konusunda size tavsiyelerde bulanacaktır.
Genelde, ağır etkisi olan preparatlar gereken süre boyunca kullanılmalıdır.
Az etkisi olan preparatları kullanmakla egzama kontrol altına alınamaz ve bu nedenle kortizon tedavisinin her hangi bir etkisi olmaz.
Bunun neticesi olarak, egzamada genelde artış görülür.
Daha önce egzama görülen bir çocukta, egzamanın tekrar ortaya çıkması durumunda, grup 2 veya 3 steroit kullanılabilir.
Eğer durum kontrol altına alınmış ise krem daha az sıklıkla kullanılabilir (2-3 günde bir)
Egzama kaybolsa bile, en iyi sonucu sağlamak için, hastanın, kremi haftada 1-2 kere sürmeye devam etmesi lazımdır.
Her sabah ve akşam, ve her zaman duş ve banyolardan sonra, nemlendirici kremlerin bolca kullanılması tavsiye edilir.
Nemlendirici krem, kortizon kreminin cilde sürülmesinden bir kaç dakika sonra cilde sürülmelidir.
Bu tür kremlerin yararlarına örnek olarak uzun süre kullanılması halinde bile deri kalınllığını etkilememesi ve egzamaya karşı iyi sonuçlar vermesi gösterilebilir.
Deri enfeksiyonlarında, egzama kremlerini kullanmadan önce enfeksiyonun tedavi edilmesi önemlidir.

Tıbbi ışık ve ısı tedavisi etkili olabilir.


Ancak, bu tür tedaviler, muhtemelen terlemeden kaynaklanan tahriş sonucu bazılarını kötü yönde etkileyebilir.
Ayrıca, zaman ve kaynak isteyen bu tedavi türleri, okul çağı altındaki çocuklara nadiren uygulanır.
Tedaviden iyi sonuç almak için, hastanın, tedavi konusunda iyi bir şekilde bilgilendirilmiş olması gereklidir.
Egzama oldukça rahatsızlık veren bir hastalıktır ama, erken yapılan tedaviler bir çok durumda hastalığın kontrol altında tutulmasını sağlıyacaktır.
18 yaşına girenlerin % 80 i bu tür hastalıktan kurtulmaktadır.
Bu nedenle, doğru seçilmiş egzama tedavisi hastalığın iyileşme olasılığını arttırır.

Hastalığın kötüleşmesinde etkili olabilecek etkenler

Katı ve dar giyecekler, kalın yün ürünleri, polyester, çok miktarda renk katılmış giyecekler, nem, stres, enfeksiyonlar, gıda maddeleri, klorlü su, tütün dumanı, parfüm, alerjiler, alkalin sabunlar, yağ çözücü kimyasal temizlik maddeleri ve sıcak. Çocuklar, hangi giyeceklerin kaşıntı yaptığını, daha iyi bilirler.


Cildin yüzeyinde bulunan ve bir yağ karışımı olan sebumun azalması, önce ellerde kuruluğa neden olur.
Yüzük takma geleneği nedeniyle, kadınlarda yüzük altında egzamalar çok sık görülür. Müdahale edilmeyen bu rahatsızlıklar, tüm ele yayılabilir.
Bu durumun yüzük altında kalan sabun, deterjan ve krem ile birlikte çok çabuk gelişebilir.
Egzama hızla yayılan bir cilt rahatsızlığıdır.
Bu yüzden elinizi yıkarken veya deterjan gibi maddelerle temasta olduğunuzda, yüzüğünüzü çıkardıktan sonra ellerinizi yıkayıp kurulamalısınız.

Sağlıkta doğru veya yanlış bildiklerimiz.

Sakızınızı Yutmayın ve Diğer Tıbbi Mitlerin Kanıtlanması" adlı yeni bir kitap, şunu ana kadar doğru bildiğimiz tıbbi yanlışları mizahi bir dille anlatıyor.

Britanya'da iki pediatristin yazdığı "Sakızınızı Yutmayın ve Diğer Tıbbi Mitlerin Kanıtlanması" adlı yeni bir kitap, şunu ana kadar doğru bildiğimiz tıbbi yanlışları mizahi bir dille anlatıyor. Mesela acaba gerçekten erkekler yedi saniyede bir mi seksi düşünüyor? Peki yere düşen bir yiyeceği hemen yerden alıp ağzımıza atsak hiçbir şey olmaz mı? Ya büyük ayaklı erkekler? Gerçekten diğer uzuvları da ayaklarıyla doğru orantılı mı peki?

BEYNİNİZİN YÜZDE 10'UNUN KULLANIYORSUNUZ

İnsanlar buna 100 yıldır inanıyor. Ama bu aynı zamanda şu demek: İnsanlar 100 yıldır yanılıyor. Yapılan araştırmalarda, çekilen MR filmlerinde teknik olarak böyle bir şeyin mümkün olmadığı görülüyor. Yani beynin aktif olmayan, bir başka deyişle sessizliğe gömülen hiçbir yeri yok. Beynimiz son derece meşgul. Aslında beynimizin yüzde yüzünü kullanıyoruz.

YERE DÜŞEN BİR ŞEYİ HEMEN ALIRSAN YİYEBİLİRSİN

Çoğumuzu yere düşen yemeği beş saniye geçmeden yersek bir şey olmayacağı görüşünde. (Tabii bunu umumi tuvaletlerde yapmadığınızı varsayıyoruz) Fakat bilim adamları ve mikrobiyolojistler, bir seri deney sonucunda bir bakterinin yemeği derhal sardığını ve bunun kusma etkisi yaratacak kadar güçlü olduğunu söylüyor. Bilimadamları tıptaki adıyla 'Salmonella typhimurium'dan bahsediyor. Bu kirli bakteri, halıda, ahşap üzerinde hakimiyetini çoktan ele geçirmiş bir kere. Üstelik 4 hafta boyunca da canlı kalabilme özelliğine sahip.

ÖLDÜKTEN SONRA SAÇ VE TIRNAK UZAR

Bu düşünce sadece bir illüzyondan ibarettir. Siz öldükten sonra vücudunuz kuruyor, deriniz kuruyor ve küçülüyor, buna saç ve tırnak da dahil. Hormonların karışımına ihtiyacı olan saç ve tırnak, beden öldükten sonra yaşayamaz yani uzayamaz.

GRİP AŞISI GRİBE YOL AÇAR

Grip aşısının gribe yol açtığı bilgisi yanlıştır. Grip aşısı sizi korumak için ölü bir virüs kullanır. Ölü virüsler sizi hasta etmez, hastalığa yol açmak için de canlanamaz. Onlar ölüdür. Olan ise muhtemelen aşının kötü etkisine maruz kalmanız, ağrı çekmeniz ve ateşinizin çıkmasıdır. Bu grip değildir. Bu sadece aşı olmanın kötü bir etkisidir.

ÇİŞİNİZ TEMİZ OLMALI

Eğer "uzman"ları dinleyecek olursanız, idrarınızın soluk renkte sarı ve temiz olması gerekmekte. Eğer rengi koyuysa, mutlaka vücudunuz su kaybetmiştir ve günde altı ya da sekiz bardak su içmeniz gerekmektedir.

Bu yarı yarıya doğrudur. Az su içerseniz idrarınızın rengi koyulaşır. Ancak sarı renkteki ürinin vücudunuzda su kaybı olduğunu göstermez. İdrar rengi kişiden kişiye göre değişir. Bu, daha çok ürinin ozmolalitesiyle ilgili bir durumdur. Bu da sıvının içinde ne kadar çok şeyin çözüldüğüyle ilgilidir. Eğer doktorunuz böbrek taşları gibi tıbbi nedenlerden dolayı idrarınızın rengini açmanızı söylüyorsa, bunu yerine getirin.


YUTTUĞUNUZ SAKIZ YILLARCA BAĞIRSAĞINA YAPIŞIK KALIYOR

Sakız, sakız mayası, tatlandırıcı, aroma ve renklendiricilerden oluşuyor. Sakız mayası sindirimi zor bir şey ve mideniz diğer yiyecekleri sindirdiği kadar kolay sindiremiyor onu. Yine de sindirim sisteminizin yuttuğunuz şeylerle başetme konusunda başka bir çözümü var.

Sonuçta tam olarak sindiremediğimiz birçok şey yiyoruz. Bağırsaklarınız bu gibi şeyleri dışarı atabileceği hale gelene kadar içeride hareket ettiriyor, Muhtemelen birkaç gün sonra da boşaltım sisteminiz yuttuğunuz sakızı dışarı atmış oluyor. Yine de çok kısa sürede çok fazla ya da devaba boyutlarda sakız yutarsanız (ki bu çok çok nadir görülebilecek bir durum) sindirim sisteminiz tıkanabilir.

GECE YEMEK YEMEK İNSANI ŞİŞMANLATIR

Sağlık dergileri, yeme alışkanlığınızı değiştirmenizi söylüyor. Öncelikli olarak da gece yemek yememeniz gerektiği. Eğer yatağa gitmeden önce yemek yerseniz, pek çok kaloriyi yakmayacağınız ve metabolizmanızın geceleri yavaşladığı anlatılıyor.

Yapılan pek çok araştırma, asıl önemli olanın günün hangi zamanında değil ne kadar yediğinizin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Mesela İsveç'te yapılan bir araştırmaya göre 86 obez erkek ve ortalama ağırlıktaki 61 kadın arasında, ne zaman yemek yediklerine bakılarak bir fark olmadığı ortaya çıkmış.

Aşırı kilolu 2.500 hasta arasında yapılan bir araştırmaya göre de günde üç öğünden fazla yemenin obeziteyle bir ilgisi olmadığı belirlenmiş. Aslında yapmanız gerekn çok basit; vücudunuzun yaktığından daha az kalori alın.

ŞEKER ÇOCUKLARI HİPERAKTİF YAPIYOR

Şu ana kadar en az 12 ayrı çalışma çocukların yiyeceklerinin içindeki şeker seviyesini araştırdı. Fakat hiçbiri az şeker yiyen ya da çok şeker yiyen çocukların davranışları ile arada bir bağlantı kuramadı. Bu araştırmalarda şekerlemeler, çikolata ve doğal şekerler baz alındı. Şekere hassasiyeti olduğu düşünülen çocuklarla yapılan araştırmalarda bile çocuklar, şeker diyeti yapanlardan farklı bir davranış sergilemedi.

UYURGEZERLERİ ASLA UYANDIRMAYIN

Birçoğu bu durumun kalp krizine, şoka ya da beyinde hasara yol açacağını düşünüyor. Bir uyurgezeri uyandırmak onları korkutabilir ve akıllarını karıştırabilir hatta bu duygularla size zarar vermeye de kalkabilirler. Dolayısıyla bir uyurgezeri uyandırmadan yatağına götürürseniz bu yapacağınız en iyi şey olur. Ama onları uyandırırsanız ne kalp krizi ne de felç geçirirler.

EN ÇOK ISIYI BAŞINIZDAN KAYBEDERSİNİZ

Anneniz muhtemelen evden çıkmadan önce size hep "Bereni almayı unutma" demiştir. Hatta Amerikan Ordusu'nun rehberinde bile vücut ısınızın yüzde 40'i ila 50'sinin başınızdan kaybolduğu yazmakta. Eğer bu doğru olsaydı kış mevsiminde başımıza bir şapka takıp, pantolon giymeden dolaşabilirdik.

Muhtemelen bu yanlış bilinen teorinin kökeni ise 50 yıl önce yapılan askeri bir araştırmaya dayanıyor. Kutuplarda hayatta kalmalarını sağlayacak elbiseler verilen deneklerin vücut ısılarını nasıl kaybettikleri ölçülmüş. Tabii deneklerin açıkta kalan tek yeri başları olduğu için en çok ısıyı da başlarından kaybetmişler.

ERKEKLER HER YEDİ SANİYEDE BİR SEKS DÜŞÜNÜR

Ortalama olarak bir erkeğin 16 saat uyanık olduğunu düşünülürse, her erkeğin seksi günde 8 bin defa düşünmesi gerekirdi. Bu, bir insanın uyanıkken aldığı nefesten bile daha çok. Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre erkeklerin yüzde 54'ü seksi her gün veya günde birkaç defa düşünüyor. Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 43'ü ise ayda veya haftada birkaç defa düşünüyor. Katılımcıların yüzde dördü ise ayda bir defa düşünüyor.

Aynı soru kadın katılımcılara sorulduğunda yüzde 19'unun her gün veya günde birkaç, yüzde 67'sinin ayda veya haftada birkaç ve yüzde ondördününse ayda bir defa düşündüğünü ortaya koyuyor. Kadınlar erkeklere göre daha az seks düşünüyor. Ancak aradaki fark erkeklerin düşündüğü kadar çok değil.


KÖPEĞİN AĞZI İNSANINKİNDEN DAHA TEMİZ

Hem insan hem de köpek ağızlarında aynı bakteri oranına sahip. Köpeğin ağzının insanınkinden daha temiz olduğu miti, muhtemelen tıp literatüründen geliyor. İlk dönem araştırmalarına göre insan ısırığı ile oluşan yaraların mikrop kapma olasılığının köpek ısırığından daha fazla olduğunu göstermişti. Fakat daha sonra yapılan araştırmalar insanlarla köpeklerin ağzında aynı düzeyde bakteri olduğunu gösterdi.


BİR ŞEYLERİ KALDIRMAK FITIK OLMANIZA YOL AÇAR

Fıtık teknik olarak kasık ya da belinizdeki kasların duvarında bir açılma ya da zayıflamadır. Bir şeyleri kaldırmak fıtığa yol açmaz. Yine de ağır bir şey kaldırdığınızda bu sizin karın bölgenizdeki baskıyı artıracaktır. Eğer zaten fıtığınız varsa bu tarz bir baskı belinizdekilerin deliklerden fırlamasına yol açabilir. Bir şey kaldırmak bu dışarı doğru şişkinliklerin daha kalıcı ve görünür hale gelmesini sağlayabilir.

BÜYÜK AYAKLI ADAMLARIN PENİSİ BÜYÜK OLUR

Hiç büyük ayaklı bir adamın vücudundaki başka uzuvlarının da büyük olabileceğini düşündünüz mü? Kimileri bir erkeğin ayak büyüklüğüne bakıp cinsel organının da büyük olabileceği kanaatine nereden varıyor. Kimileri de el ve burnun buna işaret ettiğini düşünüyor. Bu fikrin kökenini bilimsel verilere dayandıranlar da yok değil. Kanada'da yapılan bir araştırmada 60 erkeğin penis uzunluğu ile boy ve ayak uzunluğu arasında az da olsa bir ilişki olduğu belirlenmiş.

Ancak daha büyük kapsamlı bir araştırmada farklı bir sonuç ortaya çıkmış. İki ürolog tarafından yapılan araştırmada 104 erkeğin ayak numaraları ve penis boyları incelenmiş ve aralarında herhangi bir bağ kurulamamış. Araştırmalar aynı zamanda penis ve parmak uzunluklarının da birbiriyle ilişkili olmadığını gösteriyor. İstediğiniz kadar erkeklerin ayaklarına ve ellerine bakabilirsiniz, ama onlar size 'boyunu' söylemeyecekler, bunu aklınıza yazın

Antioksidanlarla alakalı herşey

Antioksidanlar kanseri yavaşlatabiliyor veya kansere karşı koruyabiliyor.
İşte onlar hakkında hiç duymadıklarınız!

Antioksidanları serbest radikallerle hasara uğramış hücrelerimizi koruyan maddeler olarak tanımlanıyor.
Serbest radikaller ise vücudun normal metabolik faaliyetleri sırasında ortaya çıkan ve hücrelere saldırarak yapılarını bozan kararsız moleküller olarak tanımlanmakta.
Antioksidanlar, diğer moleküllerden aldığı elektronlarla DNA’ya zarar veren serbest radikallerin taşıdığı elektriği, etkisiz hale getirir.
Serbest radikallerin verdiği zararlar, yaşlanma ve kanser gelişimi de dahil olmak üzere pek çok hastalıkla ilişkilendiriliyor.
Antioksidanlar kanseri yavaşlatabiliyor veya kansere karşı koruyabiliyor.
Antioksidanların kanseri önlemedeki rolünü destekleyen kanıtlar sunan laboratuar çalışmaları bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, antioksidan takviyelerinin faydalı olmadığını gösteren klinik çalışmalar da bulunmaktadır.
Benzer şekilde, antioksidanların kemoterapi veya radyasyon tedavisinin (olumlu) etkisini arttırdığına dair görüşler de belirsizliğini korumaktadır.
Antioksidan takviyeleri ile ilgili klinik deneyler belirsiz ve tedavi sırasındaki tamamlayıcı etki ve yararları halen bir tartışma konusu iken, MD Anderson Bütünleyici Tıp Programı Direktörü Lorenzo Cohen, antioksidanların doğal yollardan alınmasını tavsiye ediyor.
Araştırmalar antioksidan açısından zengin meyve ve sebzelere dayalı beslenmenin bazı kanser türleri riskini düşürebildiğini göstermektedir.
Antioksidan açısından zengin yiyecekler:
Antioksidan bazlı vitamin ve mineral içeren yiyecekler
• Beta-karoten: genellikle turuncu renkteki tatlı patates, havuç, bal kabağı ve mango gibi yiyeceklerde görülür.
Ispanak, brokkoli, turp, şalgam yaprakları da antioksidan açısından zengin sebzeler arasındadır.
• Selenyum: tuna ve morina balığında bulunur.
• Vitamin A: ıspanak ve kale gibi yapraklı yeşilliklerle havuç ve kavunda bulunur
• Vitamin C: (askorbik asit)- portakal, greyfurt gibi turunçgillerde , yeşil ve kırmızı biber, kivi, brokoli ve çilekte bulunur.
• Vitamin E: (alpha-takopherol) buğday tohumu, ayçiçeği çekirdeği, badem, ve pişmiş domateste ( salça, domates püresi gibi ürünlerde) bulunur.
Doğal olarak bioaktif antioksidan açısından zengin olan yiyecekler
• Polifenol: soya, yeşil çay, siyah çikolata, erik, yaban mersini, siyah ahududu, çilek, elma, kabuklu yemişler (fındık, pekan, şamfıstığı)
• Glucosinalates: turpgiller familyasından suteresi, brokoli, kapak, karnabahar, Brüksel lahanası ve kıvırcık lahana
• Resveratrol: üzüm, kızılcık, yaban mersini, ve yerfıstığı
• Lutein: ıspanak, kale, kara lahana, brokoli, kivi ve yüksek derecede lutein barındıran kırmızı üzüm
• Likopen: pişmiş domatesler (salça ve domates püresi gibi ürünler), karpuz ve kayısı

Salatalık namı diğer hıyarın faydaları.

1. Hıyar, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir
hıyarda Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik
Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko
ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri
bir taraf bırakın ve bir hıyar yiyin. Hıyar iyi bir B vitaminler ve
Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa
bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir
hıyar dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan
bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için
bir alüminyum tabağa (ya da alüminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup,
ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın
üzerine yine alüminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim
haşerelerden kurtulacaksınız. Hıyardaki kimyasallar alüminyum ile
etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku
yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir
süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi
birkaç dakika süreyle hıyar dilimleriyle ovun. Hıyardaki fitokimyasallar
derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak
selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir
(özellikle de göz civarındaki).

6. "Akşamdan kalma" sorununuzdan veya kötü bir baş ağrısından kurtulmak
ister misiniz? Yatağa girmeden önce birkaç dilim hıyar yiyin ve ertesi sabah
dipdiri, baş ağrısız kalkın. Hıyar, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli
besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker, B vitaminleri ve
elektrolitleri ihtiva ettiği için yediğiniz birkaç dilim sorunlarınızı hemen
yok eder.

7. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı
istiyorsunuz? Hıyar yiyin.

8. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir hıyar ile
ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen
bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

9. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir
dilim hıyarı alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan
yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

10. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan
öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas
kaynar suyun içine bir bütün hıyarı ince dilimler halinde keserek koyun.
Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Hıyardaki kimyasallar ve
diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı
ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma
sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır.
Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

11. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir
hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle
tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fotokimyasallar
sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız.
(Soğan-sarımsak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve
sonucu görün.)

12. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde
temizlemek ister misiniz? Bir dilim hıyarı alıp temizlemek istediğiniz yeri
ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca
güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o
temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

13. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz. Hıyar
kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya
kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen
çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da
deneyebilirsiniz.)

Hipotermi nedir.

Hipotermi 37C (98.6F) olan normal vücut sıcaklığınızın 35C’nin (95F) altına düşmesi halinde meydana gelen rahatsızlıktır.
Genellikle uzun süreli olarak soğuk ortama maruz kalmaktan kaynaklanır. Hipotermi genellikle yağmur, rüzgâr, kar veya soğuk suya maruz kalma gibi faktörler tarafından tetiklenir.
Çok uzun süreyle soğuğa maruz kalırsanız, vücudunuzun savunma mekanizması daha fazla ısı kaybetmenizi engellemeye çalışır.
Titremeye başlar ve majör organlarınızın sıcaklığını normal düzeyde tutmaya çalışırsınız. Cilde olan kan akışı azalır ve ısı yaratmak üzere hormonlar salgılanır. Eğer vücut enerjisi tükenmişse, hipotermi yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşabilir.
Özellikle yaşlı insanlar ve kolay hareket edemeyen hastalar hipotermiye karşı daha hassastırlar.
Bebekler de vücutlarının sıcaklık düzenleyici işlevi henüz tam gelişmediğinden hipotermi için risk grubundadır. Uzun süreli olarak soğuk bir odada kalırlarsa hızla ısı kaybederler.
Belirtiler
Hipotermi belirtileri soğuğa ne kadar süreyle maruz kaldığınıza bağlı olarak hafif, orta şiddetli ve şiddetli olabilir.
Hafif hipotermi belirtileri titreme, ellerin ve ayakların soğuk olması, kol ve bacaklarda uyuşma, ellerde beceri kaybı ve enerjinin düşük olmasıdır. Hipoterminin orta şiddetli belirtileri ise şiddetli ve kontrol edilemez titreme, yuvarlayarak ve yavaş konuşma, solunum ve nabzın yavaş olmasıdır. Düşünmekte ve etrafınızda olan biteni algılamada zorluk çekersiniz. Hareketlerinizi kontrol etmeyle ilgili sorunlar yaşayabilirsiniz.
Ayrıca korkak ya da mantıksız davranabilir, hafıza kaybı ve uyku hali gibi belirtiler yaşayabilirsiniz.
Şiddetli hipotermi belirtileri yaşamaya başlamışsanız, ellerinizin, ayaklarınızın, kollarınızın ve bacaklarınızın kontrolünü kaybedersiniz. Titreme durur ve bilincinizi kaybedebilirsiniz.
Solunum çok yavaşlar veya tamamen durur; nabzınız yavaşlar düzensizleşir veya durur.
Ayrıca adaleleriniz kasılabilir ve göz bebekleriniz genişleyebilir.
Hipotermi geçiren bebeklerin cildi soğuyabilir, çok sessiz ve normalde olduğundan daha tepkisiz olabilirler ve beslenmeyi reddedebilirler.
Nedenleri

Hipotermi aşırı üşüme nedeniyle meydana gelir. Uzun süre boyunca soğuk ortamlara maruz kalmanın ardından görülür. Vücudunuzu sıcak tutmaya yetecek kadar kalın giyinmemişseniz veya başınıza herhangi bir şey giymemişseniz (vücut sıcaklığının %20'si kafa bölgesinden kaybedilir) hipotermi riski artar.
Çok soğuk olmayan havalarda da hipotermi geçirmek mümkündür. Örneğin yağmurda sırılsıklam ıslanıp ardından iyice kurumadan soğuk bir rüzgâra maruz kalmanız halinde de hipotermi geçirebilirsiniz.
Su cildinizden buharlaşırken, vücut sıcaklığınız düşer.
Belli gruplar hipotermi geçirme riski taşır.
Örneğin yaşlılar, evsizler ve ekstrem sıcaklıklarda yapılan aktivitelere katılan motosiklet kullanıcıları,dağcılar, yürüyüşçüler ve kayakçılar gibi. Kendinize gerektiği gibi bakabilme yeteneğinizi etkileyen bir rahatsızlığınızın olması halinde de hipotermi sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Alkolikler, ilaç kullananlar ve bir kaza sonrasında iyileşmekte olanlar risk grubundadır.
Soğuk odalarda bırakılan bebekler de (12 aylıktan daha küçük olanlar) sıcak tutulmazlarsa hipotermi riski ile karşı karşıya kalırlar.
Tanı
Hipotermi tanısı gösterdiğiniz belirtiler esas alınarak konur.
GP’niz bir termometre kullanarak vücut sıcaklığınızı ölçer.
Vücut sıcaklığınız 35°C’nin (95°F) altındaysa bu hipotermi geçirdiğinizi gösterir.
GP’niz hipotermi tanısı koyduğunda, elektro kalp grafisi (EKG) çekebilir.
Bu sayede soğuk havanın kalbinizi ne oranda etkilediği belirlenir.
Rutin kan tahlilleri de diğer organların etkilenip etkilenmediğini gösterir. Tedavi
Hipotermi geçiren insanlar tedavi edilmezlerse, çok kısa süre içinde çok hastalanabilir, bilinçlerini yitirebilir ve ölebilirler.
Hipotermiden şüpheleniyorsanız, acil servisi arayın ve derhal tıbbi yardım alın. Tıbbi yardım almanız mümkün değilse, vücut sıcaklığının daha fazla düşmesini engellemeniz gerekir.
Dışarıdaysanız, ortamdan korunmak üzere barınabileceğiniz bir yer bulun. Islak giysilerinizi değiştirin ve daha fazla ısı kaybetmemek için el ve ayakları örterek sıcak tutun.
Vücuttaki majör organları koruyabilmek için, önce vücudun orta kısmını ısıtın. Bir uyku tulumu, acil durum “uzay” battaniyesi, cilt teması, kuru battaniye, havlu veya çarşaf kullanın.
Hipotermi genellikle kademeli olarak gelişir. Vücut yaşlandıkça soğuğa karşı daha az duyarlı hale gelir, bu nedenle yaşlılar sıcaklıktaki düşüşü fark etmeyebilirler. Kişiyi kademeli olarak ısıtın, çünkü sıcak banyo gibi bir yöntemle kişiyi hızlı bir şekilde ısıtmak soğuk kanı kalbe ve beyne çok ani bir şekilde gönderebilir.
Sıcak bir içecek de (alkollü olmamak kaydıyla) işe yarayacaktır.
Hipotermi geçiren insanlar tedavi edilmezlerse, çok kısa süre içinde çok hastalanabilir, bilinçlerini yitirebilir ve ölebilirler.
Ayrıca kan pıhtılarının oluşması nedeniyle inme veya kalp krizi riski de mevcuttur.
Korunma
Hipotermiyi engellemenin en iyi yolu soğuk ortamlarda bulunmaktan kaçınmaktır. Ancak soğuk havada dışarı çıkarsanız, uygun şekilde giyindiğinizden emin olun.
Sıcak havayı hapsetmek için çok sayıda ince giysiyi üst üste giyin ve bir şapka ya da bere takın.
Vücut sıcaklığının %20'ye kadar olan kısmı kafa bölgesinden kaybedilir.
Islanırsanız, mümkün olan en kısa sürede kuru giysiler giyin. Islak giysiler izolasyon özelliklerinin yaklaşık %90’ını kaybederler.
Kan dolaşımınızı devam ettirmek için olabildiğince fazla hareket edin ve kan dolaşımınızı yavaşlatacak dar giysilerden kaçının. Terlemekten de kaçının çünkü bu hipotermiyi daha da kötüleştirebilir.
Rüzgâr almayan, sığınabileceğiniz bir yer bulun.
Düzenli olarak bir şeyler yiyip içmek (alkol olmamak kaydıyla) sizi sıcak tutacak ve vücudunuza enerji verecektir.

Lekeler,paslar,ve diğer herşeyin püf noktaları.


ARŞİVE KOYUNUZ..

LEKELER NASIL ÇIKARILIR

 1)AÇIK RENK AYAKKABILAR

 Üzerindeki lekeler benzine batırılmış bir bezle silinirse yok olurlar.
 
 2)AĞZI DAR ŞİŞE NASIL TEMİZLENİR
 Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için biraz deterjan biraz su bir
 kaşık pirinç katıp çalkalayınız.
 
 3)AHŞAP MOBİLYA BAKIMI NASIL OLUR
 TOZ ALMANIN İP UÇLARI : Toz alırken her zaman yumuşak bez kullanın.
 Toz doğru alınmadığı zaman mobilyanın yüzeyini çizecektir. Hiçbir
 zaman kuru bezle toz almayınız, aksi taktirde toz mobilyanın yüzeyinde
 mikroskobik çizikler bırakacaktır.
 Mobilyanın yüzeyine eşit bir biçimde sprey sıkınız, ama çok fazla
 sprey sıkmamaya çalışınız.
 Mobilyanın yüzeyini dairesel hareketlerle yumuşak ve temiz bir bezle siliniz.
 Sonra güzel bir parıltı için kuru bir bezle mobilyanızı kurulayın.Ağaç
 vitrinler için önce bezin üstüne sprey sıkın , sonra toz alın.
 Hiçbir zaman için mobilya bakımı için sabun ve su kullanmayın. Su
 mobilya cilasını bozar, ağacın içine sinip yapısını bozar , mobilyanın
 hasarlanmasına yol açar.
 
 4)AHŞAP MOBİLYA NASIL PARLATILIR
 Mobilyaların tozunu alırken , bir parça eski yünlü bezin üzerine biraz
 sıvı yağ damlatıp silin ve temiz bir toz beziyle parlatın. Ahşap
 eşyalarınızın pırıl pırıl parladığını göreceksiniz.
 
 5)AHŞAP MOBİLYANIN DÜŞMANLARI : Güneş ışığındaki ultraviole ışınlar
 ağaç cilasını bozabilir. Mobilyalarınızı direk güneş ışığından
 kaçınacak şekilde düzenleyin.
 Sıvı döküntüler hemen temizlenmedikleri taktirde mobilyaları bozabilir
 .İçecek bardakların altında bardak altlığı , vazoların altına küçük
 tabak koyun.
 Sıcaklık cilanın üstünde beyaz leke bırakacak şekilde kimyasal
 değişikliklere yol açabilir. Sıcak tabak ve kapların altına koruyucu
 pedler koyun.
 Yüksek nem seviyesi ağacın şişmesine yol açar. Alçak nem seviyeside
 ağacın nem kaybetmesine ve küçülmesine yol açar. Olaganüstü
 değişiklikler yamulmalara çatlamalara ve kırılmalara neden olabilir.
 
 6)ALÇI LEKESİ
 Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin.
 
 7)ALİMİNYUM TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
 Kimi zaman aliminyum kaplarımız kirlenir ve lekelenir (özellikle
 bulaşık makinasında yıkadıktan sonra) bunların temizliğide kolaydır.
 İçinde kuzu kulağı pişirin veya süt kaynatın.
 Bozulan rengi eski haline dönecektir. Biraz zeytinyağı ile bir kaç
 damla alkolü karıştırın ve yumuşak bir bezle aliminyum kaplarınıza
 sürün. Pırıl pırıl olacaktır.
 
 8)ALKOL LEKESİ
 Cilalı Ahşap üzerinde;
 Lekeli yerleri bir mantar tıpasıyla silin veya terebentinle ıslatın ,
 sonra parlatın.
 Masif Ahşap üzerinde;
 Eter veya benzinle temizleyebilirsiniz.
 Leke çok inatçıysa çakmak benzinini deneyiniz.

 9)ALTIN NASIL TEMİZLENİR
 Bir litre suya 15 gr. Sabun rendesi ve 100 gr. Amonyak ilave edin.
 Temizlemek istediğiniz altın eşyalarınızı bu karışımın içerisinde 1- 2
 saat kadar bırakın. Sonra soğuk suyla çalkalayın ve bir deri
 parçasıyla temizleyin.
 
 10)AMPULLERİN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
 En iyi temizleyici alkoldür. Ancak ampulun yüzeyi pütürlüyse bir
 kesilmiş soğan parçasıyla silin sonra nemli bir bezle temizleyin.
 Ampulü temizledikten sonra ışığı yakmadan üzerine bir iki damla parfüm
 sürün.Eviniz mis gibi kokacaktır.
 
 11)AYAKKABIDAKİ LEKELER


 SU LEKESİ; Boyamadan önce vazelin sürün.


 KÜF LEKELERİ; Bir bezle gliserin sürerek lekeleri silin.
 
 12)AYNALARA SİNEK KONMASINI NASIL ÖNLERİZ
 Aynayı temizlediğiniz son suya alkol katarsanız sineklerin konmasını
 engellemiş olursunuz.
 
 13)BANYO TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
 Banyonun tertemiz olmasını istiyorsak , haftada bir kez sıcak sirkeyle
 yıkamak gerekir. Sirkeyi ateşte kaynattıktan sonra banyonun içine
 dökerek bir bezle iyice silmek gerekir, daha sonra suyla yıkanır.
 
 14)BAZI KİMYASALLARI NASIL TEMİN EDEBİLİRİZ.
 AMONYAK = Eczanelerde satılır.
 BEYAZ İSPİRTO(Metil Alkol) = Eczanelerde ve kimyevi madde satıcılarında bulunur.
 PERKLORETİLEN = Kuru temizleme sıvısıdır. Kuru temizlemecilerde ve
 kimyevi madde satıcılarında bulunur.
 POTASYUM OKSELAT = Eczanelerde veya kimyevi madde satıcılarında bulunur.
 
 15)BEYAZ BOYALI TAHTA KAPI VE PENCERELERİN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILMALI
 Birkaç soğanı iyice yumuşayıncaya kadar kaynatın.. Biraz soğuyunca
 temizlenecek yerlere bir bezle sürün.
 
 16)BEZ PABUÇLARIN TEMİZLENMESİ ZOR OLUYORSA NE YAPMALI
 Pabuçları bir yastık kılıfının içerisine koyun. Kılıfın ağzını kapayın
 ve çamaşır makinasında
 Yıkayın. Yeni gibi olacaktır.
 
 17)BİBERON NASIL TEMİZLENİR
 Biberonun dibinde kalan süt ve mama kalıntılarını temizlemek için
 biberonun içine biraz kağıt havlu veya kağıt peçete atıp biraz su
 ilave edin ve çalkalayın. Sonuca şaşıracaksınız.
 
 18)BİLGİSAYAR TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
 Tüm fiş ve kablolar çekildikten sonra bilgisayar temizleme köpükleri
 veya temizlik deterjanları ile silinerek yapılmalıdır. Bilgisayar
 içerisine sıvı kaçmamasına dikkat etmeli ve temizlik bittikten yarım
 saat sonra çalıştırılmalıdır.
 
 19)BÖCEK ÖLÜLERİ LEKE YAPMIŞSA
 Beyaz çamaşırlar : Çamaşır suyuyla yıkayın.
 Renkli Kumaşlar : Lekeyi ılık suyla ıslatın, sonra amonyaklı suyla fırçalayın.
 
 20) BULAŞIĞIN DAHA TEMİZ OLMASI İÇİN
 Bulaşık suyunuza bir kaşık sirke katmakla bulaşıklarınızın daha kolay
 ve temiz yıkandığını göreceksiniz.
 
 21)BUZDOLABININ NEMİNİ ALMAK İÇİN NE YAPMALI
 Buzdolabındaki nemi almak için , dolaba içi tuz dolu bir kap konulur.
 
 22)BUZDOLABINIZDAKİ KÖTÜ KOKULARI NASIL ÖNLERSİNİZ
 Buzdolabınızdaki yiyecekler zamanla hoş olmayan kokular
 yaratabilirler. Bunu önlemek için buzdolabınızın içine vanilyaya
 batırdığınız pamuk koyarsanız hem kötü kokuyu önlemiş hemde
 yiyeceklerinize zarar verebilecek kokuları yok etmiş olursunuz.
 
 23)CAM KIRINTILARINI TEMİZLEMEK İÇİN NE YAPMALI
 Cam kırıklarını temizlersiniz fakat kıymıkları göremezsiniz, bunu da
 temizlemek için ıslak pamuk kullanmanız yeterli olur.
 
 24)CAM SİLERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ
 Cam silerken silme suyuna tuz koyulduğunda daha kolay temizlenir ve
 daha temiz olur.
 
 25)CAM ÜZERİNDEKİ BOYA LEKELERİ NASIL ÇIKARTILIR.
 Eğer lekeler küçükse, bunları jiletle kazıyarak çıkartabilirsiniz.
 Daha inatçı ve büyük boya lekelerini önce alkolle ıslatın, sonra
 jiletle kazıyın.
 
 26)ÇAMAŞIRDAKİ PAS LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
 Lekenin üzerine limon damlatılıp ütülenir.
 
 27)ÇAMAŞIRLARIN HOŞ KOKMASI İÇİN NE YAPMALI
 Parfümü bitmiş küçük parfüm şişelerini atmaya kıyamıyorsanız onları
 çamaşır dolabınıza
 koyun. Böylece çamaşırlarınızın hoş kokmasını sağlamış olursunuz.
 
 28) ÇAY LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
 Pamuklu ve yünlülerde leke taze ise ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.
 Eskimiş ise ; İçine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk
 parçası ile silinir. Ilık
 su ile çalkalanır
 
 29)ÇAYDANLIKLARIN KÖTÜ KOKUSUNU GİDERMEK İÇİN NE YAPMALI
 Uzunca bir süre kullanılmayan eski çaydanlıkların kötü kokusunu
 gidermek için içine bir
 parça kesme şeker koyun.
 
 30)ÇAYDANLIKTAKİ KİREÇ TORTUSU NASIL ÇIKARILIR
 Çaydanlıktaki kireç tortusunu çıkarmak için 15 dakika kadar içerisinde
 sirke kaynatınız
 
 31)ÇEKMECELERİN İÇERİSİNİ BOŞALTMADAN NASIL TEMİZLERİZ.
 Elektrik süpürgesinin başına çorap geçirerek temizleyebiliriz.
 
 32)ÇİKOLATA LEKESİ NASIL ÇIKAR
 Lekeyi sabunlu soğuk suyla yıkayın ve gliserinli suyla silin.
 
 33)ÇÖP KUTUSUNUN ETRAFA KOKU YAYMASINI NASIL ÖNLERİZ
 Çöp kutunuzun içine bir miktar karbonat ya da kabartma tozu dökerseniz
 etrafa yaydığı kötü kokuyu önlemiş olursunuz.
 
 34)DERİYİ NASIL PARLATIRIZ
 Camsil deriyi parlatır.
 
 35)DUVAR KAĞITLARI NASIL TEMİZLENİR
 Duvar kağıtlarının tozdan arınması için yulaf ununa batırılmış bir
 fanila parçasıyla silmek yeterli gelecektir. Bu işlem sonucunda
 temizlenen yerler ayrıca leke tutmayacaktır.
 
 36)DUVAR TEMİZLİĞİ NASIL YAPILMALI
 Oda duvarını temizlemek daima can sıkıcı işler arasında yer alır.
 Üstelik bu işin püf noktaları bilinmiyorsa;
 Odanın ortasına kaynar su dolu bir kap bırakın. Kapı ve pencereleri
 iyice kapatın. Meydana gelecek buhar duvarları nemlendireceğinden
 temizlik işiniz oldukça kolaylaşacaktır.
 Mutfak duvarlarının temizliği için kullanacağınız sabunlu suya bolca
 tuz ilave edin. Böylece duvarlardaki yağ ve is lekelerini kolayca
 çıkartabilirsiniz.
 Boyalı duvarlarınızı iyice yıkayıp kuruttuktan sonra , nişastalı suya
 batırdığınız süngerle silin. Böylelikle bir sonra ki temizlik işlemini
 kolaylaştırmış olursunuz.

 37) ELDEKİ SOĞAN VE SARIMSAK KOKUSUNU ÇIKARMAK İÇİN
 Ellerdeki soğan ve sarımsak kokusunu giderebilmek için yapılacak en
 iyi şey , haşlanmış
 patatesle ovmaktır.
 
 38)ELİNİZE UHU YAPIŞTIRICI BULAŞIRSA NE YAPMALI
 Asetonla siliniz.
 
 39)ETKİLİ TEMİZLİK İÇİN AYNI ZAMANDA ŞU HUSUSLARA DİKKAT EDİLMELİDİR
 
 *Temizliğin süresi
 *Temizliğin sıklığı
 *Temizlik yöntemi
 *Temizlik çözeltisinin sıcaklığı
 *Çözeltinin kullanım süresi
 *Kullanılan temizlik maddesinin cins ve miktarı
 *Kullanılan araç ve gereçler
 
 40)EZİLMİŞ HALILARA NE YAPMALI
 Halılarınızın ezilmiş yerlerini düzeltmek için ıslak bir bezle ılık
 ütüyü bu ezilmiş yerlerin üzerinde gezdirin. Bu işlemi yaparken ütüyü
 çok fazla bastırmamaya çalışın.. Ezilmiş olan kısımların dikleştiğini
 göreceksiniz. Gerekirse birazda fırçalayabilirsiniz.
 
 41)FIRININIZA SİNMİŞ KÖTÜ KOKULARI NASIL YOK EDERİZ
 Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için , yemek yapmadan önce
 fırınınızın ortasına
 yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı
 birkaç dakika için ısıtın, daha
 sonra soğumaya bırakın.
 
 43)GÖMLEK YAKASINDAKİ KİRLER NASIL ÇIKAR
 Gömlek yakalarındaki kirleri çıkarmak için ,gömleği makinaya atmadan
 önce yaka kısmına
 sabun sürüp 15 dakika bekletin.
 
 44)GÖZLÜK CAMLARI NASIL TEMİZLENMELİ

 Gliserinle silerseniz buğulanmadığını görürsünüz.
 
 45)HALI TEMİZLİĞİNDE PÜF NOKTALAR
 Halılar doğal ve yapay olmak üzere iki farklı elyaf türünden
 üretilirler. Halı kaplı alanların mümkün olduğunca kirlenmesinin
 önlenmesi ve koruyucu bakımının yapılması gerekmektedir. Halı nemden
 güneşten ve lifleri güvelerden korunmalıdır. Dışarıdan içeriye kir

 taşınmaması için dış girişlere pas pas konulmalıdır.
 Halının günlük temizliği elektrik süpürgesiyle süpürülerek yapılır.
 Haftalık temizliği ise halı iyice süpürülüp tozu alındıktan sonra
 şampuanlanarak yapılır. Halı üzerindeki lekeler günü gününe ve mümkün
 olduğu kadar çabuk çıkarılmalıdır.Lekenin cinsine göre farklı temizlik
 maddeleri kullanılır.
 Halıyı şampuanlamadan önce üzerindeki lekeler çıkarılır.Halının iyi
 temizlenmesi açısından bu önemlidir. Halıların yılda bir veya kirlenme
 durumuna göre birkaç kere yıkanarak temizlenmesi gerekmektedir.
 Halıya ilk defa uygulanacak yıkama işlemine başlamadan önce halının
 yıkanmaya karşı dayanaklı olup olmadığı kontrol edilmelidir.Halı
 temizliğinde ve şampuanlanmasında kullanılan deterjanlar içerisinde
 ağartıcı ve optik parlatıcıların bulunmamasına ve az köpürmesine özen
 gösterilmelidir.Halılar şampuanlandıktan sonra su çekme makinesı ya da
 halı yıkama makinesı ile suları alınmalıdır. Çok kirli halıların
 temizlenmesinde püskürtme emme yöntemi kullanılmalıdır. Sıcak iklimli
 yerlerde halıların yünlü güveden korunması için temizleme işleminden
 sonra naftalinlenmesi gerekir. Halıların temizleme süreci kısaca şöyle
 açıklanabilir.Tabanı köpük ve lastik olanlar en kolay temizlenen
 halılardır. Tabanı jüt olanların jüt kısmı imalatı sırasında iyi
 yıkanmamışsa çekme yapar. Açık renkli halılarda bazen yer yer lekeler
 meydana gelebilir. Bunun nedeni ise orta kısma konan katranın
 çözülmesidir. Bu nedenle halı yıkanmadan önce köşesinden denenmelidir.
 Halılar elle veya makine ile temizlenebilir. Elle temizlik yıkama ve
 silme şeklinde uygulanır. Silme işleminde ilk olarak halının tozu
 elektrik süpürgesiyle alınır. Daha sonra ipek halı ise tüyleri yönünde
 ve yüzünden benzin , trikloretilen , perkroletilen gibi eriticilerden
 birisi ile silinir. Açık havada eritici tamamen uçuncaya kadar
 havalandırılır. İpek halıların temizliğinde su kullanılmamalıdır.
 Çünkü su halıların matlaşmasına ve tüylerinin yatmasına neden olur.
 Diğer elyaflardan yapılmış halıların temizliğinde ise şunlara dikkat
 edilir;
 Önce elektrik süpürgesi ile tozları alınır. Bir kovanın içerisinde
 hazırlanan su ve halı şampuanı karışımı ile silinir. Silme için bez ve
 yumuşak fırça kullanılır. Duru su ile de silinerek şampuan veya
 deterjanın tamamen gitmesi sağlanır. Durulama suyuna sirke ilavesi
 yapılarak halının tüyleri parlatılır, halı kuruduktan sonra tekrar
 kullanıma alınır. Silme işlemi sırasında amonyak ve çamaşır suyu gibi
 malzemelerin kullanılması renkleri solduracağı için sakıncalıdır. El
 ile temizleme işlemi ise genellikle çok kirli halılara uygulanan bir
 işlemdir. Halıların elle yıkanması sırasında yapılan işlemler
 şunlardır;
 Halıların süpürülerek tozları alınır.
 Halının her tarafı su ile bolca ıslatılır.
 Yumuşak bir fırça ile halının her tarafı ovulur.
 Yeterince ovalanan halının suyu süngerle emdirilerek veya ıslak kuru
 bir elektrik süpürgesi ile alınır.
 Saçak ve halı yıkamada ılık su kullanılması tercih edilir.
 Saçaklar beyaz ise çamaşır suyu ile ağartılmalıdır.
 Daha sonra kenarları üzerine ağırlık koyarak veya yüzey üzerine
 tutularak kurutulur.
 Tersi durumunda halı kenarları kıvrılarak deforme olabilir.
 Sıcak mevsimlerde kullanılmayan ve depolanan halıların naftalinlenmesi
 gerekir. Parça halılar bekletilmesi sırasında rulo yapılırsa daha iyi
 korunmuş olur. Duvardan duvara halıların sıcak havalarda
 güvelenmemeleri için silme sularına naftalin katılmalıdır.
 Kilimlerin temizlikleri de halılarda olduğu gibi yapılmalıdır. Yıkama
 ve temizlemede klorlu bileşikler renkleri bozacağı için kullanılmaz.
 Halı yıkamada halı yıkama makinesı, elektrikli süpürge, halı fırçası ,
 deterjana ihtiyaç vardır. Halıların makine ile yıkanması sırasında
 dikkat edilecek konular şöyle sıralanabilir;
 *Halı önce elektrik süpürge ile süpürülür, zeminde kalabilecek toz ve
 kirler yıkama sırasında halıya geçerek temizliği zorlaştırır.
 *Halıların yıkanmasında halı yıkayıcı deterjan kullanılmalıdır.
 *Halının kirlilik derecesine göre 1/4 veya 1/20 oranında suyla
 karıştırılmış halı şampuanı katılır.
 *Halı yıkama makinesının kirli su tankındaki köpüğün oluşmasını
 önlemek için köpük kesici kullanılır.
 *Yıkama bittikten sonra halı havalandırılarak birkaç saat içinde
 kurutulmalıdır.Halı yıkama sırasında sadece köpükle yıkama yapan
 maddelerin dekullanılması söz konusu olabilmektedir.
 Bu şekilde emme ünitelerine gerek yoktur.Köpük havalandırma sırasında
 uçtuğundan yerine temiz bir halı bırakmaktadır.
 *Halıların temizliğinden önce lekeleri çıkartılmalıdır.Piyasada kumaş
 yüzeyler için üretilmiş çok çeşitli lekelerde etkili olabilecek sprey
 şeklindeki ürünlerden bu amaçla yararlanılabilmektedir.
 
 46)HALI VE KİLİMLERİN KAYMASI NASIL ÖNLENİR
 Serilen halı veya kilimin dört ayrı köşesine birer ince lastik veya
 köpük sünger parçası dikmek kafi gelecektir.
 
 47)HALIDA KALAN MOBİLYA İZLERİNDEN NASIL KURTULURUZ
 Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde iz
 bırakır. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun
 ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini
 gezdirin. İzden eser kalmadığını göreceksiniz..
 
 48)HALIDAKİ SİGARA YANIKLARINDAN NASIL KURTULURSUNUZ
 Halıdaki sigara yanıklarından kurtulmak için yanık yerler üzerinde
 zımpara kağıdıyla dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz.
 
 49)HALILARIN PARLAK OLMASI İÇİN NE YAPMALIDIR
 Halılarınızı halı şampuanıyla sildikten sonra durulama suyuna sirke
 katarak durulayın.
 
 50)HAMUR İŞİNDEN SONRA TEZGAHI NASIL TEMİZLEMELİ Hamur işi yaptıktan
 sonra mutfak tezgahı ister istemez kirlenir, İşiniz bitince tezgahı
 kolayca temizlemek için bir miktar tuz serpin ve nemli bir bezle
 silin. Böylece tezgahınız kolayca temizlenecektir.
 
 51)KADİFE GİYSİLERİN TEMİZLİĞİ HAKKINDA BİLGİ
 Kirlenmiş koyu renk kadife elbise ve pantolonlarınızı tuzla
 temizleyebilirsiniz. Temiz bir fırçayı temiz ve kuru bir tuza
 batırarak giysinize kuvvetle sürün.Lekeler gidecek kullanılmaktan
 doğan parlaklık kaybolacaktır. Ayrıca eskiyipte parlayan
 pantolonlarınızdaki
 Bu parlaklığı gidermek için ütü bezini sirkeli suyla ıslatın sonra çok
 sıcak suyla ütüleyin.
 Parlaklığın tamamen kaybolduğunu göreceksiniz.
 
 52)KAHVE LEKESİ NASIL ÇIKAR
 Beyaz sabunu ılık suda köpürtün. Lekeli bölgeyi bu suyla yıkayıp durulayın.
 
 53)KAHVERENGİ AYAKKABILARIN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILMALI
 Rengini değiştirip siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle
 ovalayın, sonra siyah cila sürün.
 
 54)KAPILARINIZI CİLA YAPARKEN
 Cila olmasını istemediğiniz yerlere vazelin sürün, buralara cila
 taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.
 
 55)KAPTA BİRİKEN KİREÇ NASIL TEMİZLENİR
 Su kaynattığınız kaptaki kireci temizlemeniz için kabın içine yumurta
 kabuklarını bırakıp kaynatın tertemiz olur.
 
 56)KARBONATLA NELER YAPILIR
 *Yanmış tencereyi kolayca temizlemek için , tencerenin dibini bir
 parmak suyla doldurun.
 3 çorba kaşığı karbonat ekleyip 5 dakika kaynatın. Sonra tencereyi
 bulaşık deterjanıyla
 yıkayın.
 *2 Kaşık karbonatı 2 bardak sıcak suda eritin. Temiz bir bezi suya
 batırıp buzdolabının
 içini silin. Karbonatlı sıcak su en inatçı kirleri hatta yüzeye
 yapışan yağları bile kolayca
 çıkaracaktır.
 * Rengi solan halıları karbonatlı suyla silerek canlandırabilirsiniz.
 *Gümüş eşyaları karbonatlı suyla ovun. Ancak önce eşyanın iç tarafını
 ovup deneyin.
 
 57)KİRLER
 Kirler bakteri ve mikropların beslenmeleri için en iyi ortamı
 oluştururlar. Kir parçacıkları çoğunlukla mikroskobik büyüklüktedir.
 Katı, yarı katı ve sıvı halde bulunabilirler. Kirin materyal üzerine
 yapışması;kirin cinsine, kirin büyüklüğüne, ve zamana bağlıdır.
 
 Görünüş ve sağlık bakımından istenmeyen ve zararlı olabilen kir
 çeşitleri 4 şekilde guruplandırılabilir.
 
 1-Oluşumuna göre kirler
 2-Görünüşüne göre kirler
 3-Temizlenme şekillerine göre kirler
 4-Kaynağına göre kirler
 
 A-OLUŞUMUNA GÖRE KİRLER : Bu kir gurubunda kir maddesinin özelliği
 dikkate alınmaktadır. Buna göre kirler gevşek, yapışkan ve partikül
 şeklinde guruplandırılmaktadır.
 
 Gevşek Kir
 
 Gevşek kir her çeşit yüzeye yapışmayan kirdir.(Taş,Kum,Çakıl, gazete
 kırpıntıları, sigara izmariti, tahta talaşı gibi) Temizlenmesi kolay
 bir gurubu oluşturur. Temizliği için mop elektrikli süpürge ve el
 süpürgesinden yararlanılır.
 
 Yapışkan Kir
 Temiz yüzeylere yapışmış her çeşit elementlerdir. Bu tür kirler suda
 çözülebilen kirler(çamur,yiyecek,içecek gibi) ve çözücüde çözülebilen
 kirlerdir.(yağ motor yağı, tebeşir gibi) Kimyasal temizlik ve ıslak
 temizlikle giderilmesi mümkün olan kirlerdir.
 
 B- GÖRÜNÜŞÜNE GÖRE KİRLER : Burada kirli maddenin dışarıdan görünüşüne
 göre yapılan bir guruplama söz konusudur. Bu guruptaki kirlere toz
 leke ve pas örnek olarak verilebilir.
 
 TOZ
 Havada serbest olarak yüzen kuru kirdir. Her tip yüzeye konarak açığa
 çıkar, yüzeylerin mat ve kötü görünmesine , kötü kokmasına neden olur.
 Tozlar,sıvı, buhar ve yağ ile temas ederse yüzeylere yapışırlar. Kısa
 periyotlarla tozların silinmesi gereklidir.
 
 58)KOYU RENK AYAKKABILAR
 Üzerlerindeki lekeleri alkole batırılmış bezle silin. Lekeler yok
 olacağı gibi ayakkabılarınız pırıl pırıl olacaktır.
 
 59)KRİSTALLERİN PARLAMASI İÇİN NE YAPMALI
 Kristallerin ışıl ışıl parlaması için yıkadıktan sonra durulama
 sırasında sirkeli suya batırın.
 Bu işlem kristalleri parlatacaktır.
 
 60)KUMAŞ ÜZERİNDEKİ BOYA LEKELERİ
 Leke henüz oluşmuşsa , yani tazeyse en etkili temizleyici madde terebentindir.
 Leke kurumuşsa sabunlu suyla yıkayın ve birkaç saat bu suda bırakın.
 Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin.
 
 61) KUMAŞTA LEKE ÇIKARICI İZİ KALMAMASI İÇİN NE YAPMALI
 Bir kumaşı benzin ya da başka bir leke çıkarıcı ile silmeden önce
 oldukça tuzlu bir suyla
 silerseniz leke çıkarıcı iz bırakmaz.
 
 62)KÜÇÜK YANIKLAR İÇİN NE YAPMALI
 Küçük yanıklar için ; Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın
 derin dondurucu bölümüne koyun . Yanmış yerin üzerine hafif hafif
 kompres yapın.
 
 63)LAVABOYU NASIL TEMİZLEMELİ
 Lavaboyu temizlerken tuzla bastırarak silince hem iyi temizler , hemde
 kokuları giderir.
 
 64)LEKE ÇIKARMA SANATI
 Yünlü pamuklu ipekli kumaşlar için elinizin altında sihirli leke
 çıkarıcıyı biliyormusunuz.
 Kuru fasulyanın haşlama suyu, içine tuz katılmadığı taktirde mükemmel
 bir temizleyicidir.
 
 65)LEKELER
 Leke yiyeceklerin suyun herhangi bir sıvı veya boyanın dökülmesiyle
> yüzeyin renginin değişmesidir.Kimyasal çözücülerle emici tozlarla ,
> ağartıcılarla sabun ve su ile sentetik deterjanlarla asit alkali veya
> yağ çözücülerle çıkarılabilirler. Eskimiş lekeler her zaman
> çözülmeyebilirler. Fakat lekenin yeni olduğu biliniyorsa şu yol takip
> edilmelidir;
>
> *Emmesi için pudra
> *Çözmesi için çözücü deterjan
> *Asit veya alkali ile lekeyi çıkarmak gerekir.
> *
> 66)LİMON LEKESİ NASIL ÇIKAR
> Mutfak tezgahınız mermer ise kola, sirke, kesilmiş limon , portakal ya
> da soğan gibi asit içeren her şeyi tezgahtan uzak tutmalısınız.. İnatçı
> lekeler varsa amonyaklı suyla silip durulayın.
>
> 67)MAKAS VE BIÇAKLARDAKİ PAS LEKESİNİ NASIL ÇIKARIRIZ
> Makas ve bıçaklardaki pas lekesini en iyi çıkarma yöntemi gazdır. Pas
> olan yeri birkaç defa gaza batırılmış bir bezle silin. Sonra da yünlü
> bir kumaş parçasıyla kurulayın.
>
> 68)MANGAL IZGARANIZIN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
> Mangal ızgaranızı temizlemek zordur. Ilıkken camsille temizleyin veya
> ılıkken nemli gazete kağıdına sarın bir müddet sonra sertleşmiş
> artıkların yumuşadığını göreceksiniz.
>
> 69)MEYVE LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
> 3 Çay kaşığı karbonatı 1 fincan soğuk suda eriyinceye kadar karıştırın
> ve lekeli bölgeye sürün.
>
> 70)MEYVE SUYU LEKESİ NASIL ÇIKAR
> Örtünüze veya elbisenize meyve suyu döküldüyse hemen tuz serpin, ilk
> yıkamada çıkacaktır.
>
> 71)MUM LEKELERİNİ ÇIKARMAK İÇİN
> Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft
> döküp 5 dakika
> bekleyin, sonra nemli bir bezle siliniz.
>
> 72)MUSLUKLARI DAHA İYİ NASIL TEMİZLERİZ
> Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı
> tercih edin, sonuç daha
> mükemmel olacaktır.
>
> 73)MUTFAK DUVARLARININ TEMİZLİĞİ NASIL YAPILIR
> Mutfak duvarları için kullanacağınız suya bolca tuz ilave edin,
> böylece duvarlardaki yağ ve is lekelerini kolayca çıkarabilirsiniz.
>
> 74)MUTFAK EŞYALARININ ETİKETLERİNİ YOK ETMEK İÇİN
> Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için
> üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin.
>
> 75)ODANIZIN MİS GİBİ KOKMASINI İSTERSENİZ
> Ampulün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız , ampul yandığında mis
> gibi kokacaktır.
>
> 77)PAMUKLU GİYSİLERİN ÇEKMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> İlk yıkamada bir gece soğuk suyun içerisinde bekletin, sonra yıkayın
> çekmeyecektir.
>
> 78)PANCAR LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
> Bir ekmek parçasını suyla ıslatın, düz bir yere yerleştirin ve örtünün
> lekeli kısmını ekmek parçasının üzerine koyun ve yine ıslatılmış bir
> ekmek parçasını üzerine yerleştirin. Ekmekler lekeyi emecektir.
>
> 79) PARLAKLIĞINI KAYBEDEN ÇELİK TENCERELER NASIL PARLATILIR
> Parlaklığını kaybeden çelik tencereler ısıtılmış sirke ile ovulup
> sonra iyice durulanır, ve bir
> bez parçasıyla parlatırsanız tencereniz pırıl pırıl olur.
>
> 80)PARLAKLIĞINI YİTİRMİŞ SÜRAHİYE NE YAPILMALI
> Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski parlaklığını kazandırmak için
> yarısına kadar yırtılmış
> gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak su doldurup sıkı sıkı sallayın.
>
> 81)PARLAYAN KUMAŞLARA NE YAPILMALI
> Etek ve pantolonlarınızda parlaklıklar oluşuyorsa bu kısımları yeni
> kesilmiş bir patatesle iyice ovalayın kuruduktan sonra
> fırçalayabilirsiniz. Parlaklıktan eser kalmaz.
>
> 82)PARMAK İZLERİ HAKKINDA GENEL BİLGİ
> Duvarın boyasına zarar vermeden parmak izlerinden kurtulmak mümkündür.
> İzleri kesilmiş patates parçasıyla ovunuz.
> Parafine buladığınız bir bezle silerseniz parmak izlerinin
> çıktıklarını görürsünüz.
>
> 83)PASLANMA
> Hava su ve yiyeceklerin yüzeyler (genellikle metaller)arasındaki
> kimyasal işlem sonucu meydana gelen bir tabaka veya lekedir. Metale
> bağlı olarak renk değiştirir. Demir rengi kahverengi, bakır rengi
> yeşil, gümüş, altın aliminyum rengi siyah renktir. Paslanmalar uygun
> bir asitle veya ovucu tozla ovmakla çıkarılabilir.
>
> C-TEMİZLENME ŞEKİLLERİNE GÖRE KİRLER
>
> Bu guruplandırmada ise kirlerin yüzeylerden uzaklaştırılmalarında
> kullanılan yöntem esas alınmaktadır. Bu kritere göre oluşan kirler
> şunlardır;
>
> SU İLE TEMİZLENEN KİRLER
> Bu kir gurubunda suyla yıkanarak ya da silinerek temizlenen kaba kir
> şeker yağ tuz kan ve nişasta türü kirler bulunur.Kirlerin önemli bir
> kısmı bu gurupta yer alır.Kiri oluşturan maddelerin çoğu iyi bir
> yıkama işleminde su yıkama maddesi ısı ve mekanik hareketin etkisiyle
> büyük oranda temizlenir.
>
> AĞARTILABİLEN KİRLER
>
> Ağartılarak temizlenen boyar maddeli kirlerdir. Meyve çay kahve şarap
> kola yemek sosu gibi kirler bu guruba örnek olarak verilebilir. Boyar
> maddelerin okside edilerek parçalanması sonucu lekelerin
> beyazlatılmasıyla temizlenmiş olur.
>
> ASİTLERLE ÇIKAN KİRLER
>
> Pas kireç metal lekeleri gibi asit temizleyicilerle çıkan kir
> gurubudur. Yerleşmiş kalsiyum ve magnezyum tuzlarının diğer maddelerle
> birleşmesinden oluşur. Bunların temizlenmesi ise çamaşır elyafına
> zarar vermeyecek asidik maddelerle yapılan özel yıkama işlemi ile
> giderilir.
>
> SOLVENTLERLE ÇIKAN KİRLER
>
> Makine yağları mumlar, kozmetik boya gibi kirler eritilerek
> çıkartılabilecek kirlerdir. Bu kirler su ve yıkama maddeleriyle
> çözülmeyen kirlerdir. Bunların giderilmesinde perkloretilen ,
> trikloretilen , florakarbon, ve ağır benzin gibi maddeler kullanılır.
> Bu temizlik maddelerinin kapalı mekanlarda kullanılması sakıncalıdır.
>
> ÖZEL LEKE ÇIKARTMA İŞLEMİ GEREKTİREN KİRLER
> Bu guruba giren kirler yıkama ağartma ve yardımcı yıkama maddeleri ve
> solventlerle çözülmeyen leke türü kirler olup ayrı bir uzmanlık dalı
> olan özel leke çıkartma işlemini gerektirir. Bu guruba tükenmez kalem
> ayakkabı boyası ruj lekesi örnek olarak verilebilir.
>
> C-KAYNAĞINA GÖRE KİRLER
> Burada kirlerin geldikleri kaynak dikkate alınarak guruplama
> yapılmaktadır. Bu kritere göre guruplanan kirler şunlardır;
> *Vücuttan kaynaklanan kirler(deri hücreleri,ter,cilt yağları)
> *Çevreden atmosferden gelen kirler (toz is yakıt artıkları , yemek artıkları)
> *İşyeri koşullarından kaynaklanan kirler(hastane,ilaç,kan,yağ,meyve ,çay,şarap)
>
> GÜNÜMÜZDE SIKÇA KARŞIMIZA ÇIKAN KİR TİPLERİ ŞUNLARDIR;
> *Çay,Kahve,Meyve suyu,mürekkep,yağ gibi lekeler, deterjanlı (alkali)
> bir solüsyonla yüzeyden uzaklaştırılabilir.
> *Boya (sentetik) madeni yağ gibi lekeler, yüzeye zarar vermeden
> solvent yardımıyla çıkartılabilir. Fakat solvent çevre sağlığına
> zararlı olduğu için mekanik ovma maddeleri ile temizlik yapılabilir.
> *Kireç pas gibi reaksiyon sonucu meydana gelmiş leke ve tortular ancak
> asidik solüsyonlarla ortamdan uzaklaştırılır.
> *Küf mantar bakteri ve mikroorganizmaları ortam ve yüzeylerden
> uzaklaştırıp yok etmek ancak dezenfektan solüsyonlarla mümkün
> olmaktadır.
>
> 84)PVC PENCERELERİN TEMİZLİK VE BAKIMI NASIL YAPILIR
> Bazı penlerde koruyucu bandın uzun süre güneşe maruz kalması nedeniyle
> profil yüzeye kaynadığı görülmektedir. Bu durumu ortadan kaldırmak
> için bantları serin havada çıkarmak gerekir, aksi halde 55 dereceye
> kadar ısıtılmış ince bir yağın bant yüzeyine sürülerek 4-5 saat
> bekletilip sonra çıkartılması daha uygun olacaktır.
> PVC sistemleri çözücü veya ağartıcılarla temizlenmemelidir..
>
> 85)RENKLİ GÖMLEKLERİN CANLI OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Renkli gömlekler yıkanmadan önce iki saat sirkeli suda bırakılırsa
> renkleri canlı olur.
>
> 86)RUGAN AYAKKABILAR
> Çatlamalarını önlemek için zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık
> çatlamalarına neden olacağı için serin yerde saklayın.
>
> 87)SARARMIŞ MERMERLER NASIL TEMİZLENİR
> Mermerin can düşmanı sıcak ütü, tencere gibi eşyanın üstüne
> konmasıdır. Sararmış mermerler için en iyi beyazlatma yolu bol tuzlu
> limon suyuyla ovmaktır. Sözünü ettiğimiz eriyikle ovulan mermer
> durulanıp pamuklu bir bezle parlatılırsa ilk günkü haline dönecektir.
>
> 88)SARIMSAK KOKUSU NASIL GİDERİLİR
> Sarımsak yedikten sonra birkaç maydonoz yaprağı çiğnemek kokuyu alır,
> eldeki sarımsak
> kokusunu gidermek için ise ellerinizi limon suyu ile ovalamanız gerekmektedir.
>
> 89)SATIN ALDIĞINIZ PLASTİK VE CAM EŞYALARIN ETİKETLERİ ÇIKMIYORSA NE YAPMALI
> Etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin . Bir
> bez ile ovalayıp yıkayın. Üzerinde hiçbir leke ve çizilme
> oluşmayacaktır.
>
> 90)SİRKEYLE NELER YAPILABİLİR
> Sirke her türlü temizlikte yardımcıdır.
> *Ellerinizdeki meyve lekelerini çıkarır.
> *Ütüyü kireçten arındırır.
> *Renkli çamaşırların rengini korur.
> *İnatçı lekeleri çıkarır.
> *Giysilerdeki sigara lekesini yok eder.
> *Cildi temizler.
> *Pas lekelerini giderir.
> *Formika yüzeyleri parlatır.
> *Bakır eşyaları parlatır.
> *Mutfak dolapları ve buzdolabını temizleyip dezenfekte eder.
>
> 91)SPOR AYAKKABILAR
> Benzine batırılmış , eski diş fırçasıyla temizleyin.
>
> 92)SÜET AYAKKABILAR
> Süet ayakkabıların dökülen tüylerini kabartmak için onları su buharına
> tutun. Sakın ıslak iken fırçalamayın. İyice kuruyunca tel fırçayla
> fırçalayın.
>
> 93)SÜRAHİNİN DİBİ KİR TUTMUŞ İSE NE YAPMALI
> Sürahinizin dibi kir tutmuş ise , içine bir avuç tuz ile sirke koyup
> çalkalayınız, tertemiz
> olacaktır.
>
> 94)SÜT ŞİŞELERİNİN TEMİZLİĞİ NASIL YAPILMALI
> Süt şişelerinin dibini temizlemek için tuz ve sirke karışımını şişeye
> ilave edip iyice
> karıştırınız.
>
> 95)ŞARAP LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
> Oksijenli suyla tampon yapın ya da lekenin üzerini örtecek şekilde tuz
> serpin ve bir süre bekletin, daha sonra yıkayın.
>
> 96)TAZE CEVİZ LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
> Taze ceviz lekesini çıkarmak için eller önce bir iki dakika sirkeye
> batırılmış bir pamukla
> ovulur, sonra soğuk suyla ovulur ve yıkanır.
>
> 97)TEFLON TAVADA OLUŞAN LEKELER İÇİN NE YAPMALI
> Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki
> çorba kaşığı karbonat
> ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün 10
> dakika kaynatın.
>
> 98)TEMİZLİK MADDELERİ
> ÇÖZÜCÜLER : Soda , Su, Benzin, Gazyağı, Alkol
> TEMİZLEYİCİLER : Sabun ve sentetik temizleyiciler (deterjan)
> OĞUCULAR VE EMİCİLER : Tuz, Ovucu tozlar, Talk pudrası vb.
> ALKALİLER : Amonyak, Karbonat, Soda vb.
> ASİTLER : Limon suyu, Sirke, Okzalik asit, Tartarik asit, Tuz ruhu
> AĞARTICI VE DEZENFEKTANLAR : Hidrojen peroksit,(oksijenli su), Klorlu
> ağartıcılar (çamaşır suyu), naftalin vb.
>
> 99)TEMİZLİK NEDİR
> Genel temizliğin bilinen 4 ana amacı vardır.
> *Yaşanabilir temiz ortamlar yaratmak.
> *Mekanları her zaman kullanıma hazır hale getirmek
> *Ortamdaki yüzeylerin , kaplamaların ömrünü uzatmak ve korumak
> *Mikroorganizmalardan arındırılmış güvenli hijyenik bir ortam
> yaratmak, bulaşıcı hastalık ve benzerlerinin yayılmasını önlemek,
> bakteri ve mikroorganizmaların transfer riskini sıfıra indirmek.
> Bir alana tam olarak temiz denilebilmesi için görünen kirlerin yanı
> sıra görünmeyen kirlerin de yok edilmesi gerekir.
> TEMİZLİK 5 Ana gurupta incelenebilir;
> *Fiziksel temizlik; Yüzeylerin toz,çöp, döküntü vb. görünen kirlerden arınması.
> *Kimyasal temizlik ;Yüzeylerin temizlenmesi amacıyla çeşitli kimyasal
> maddelerin kullanılması.
> *Bakteriyolojik temizlik;Gözle görülmeyen hastalık yapabilen çeşitli
> patojen mikroorganizmaların yüzeylerden temizlenmesi.
> *Osmolojik temizlik; Ortamda kokuya neden olan, görünen ve görünmeyen
> kirliliklerin giderilmesi,
> *Entomolojik temizlik; Ortamda haşere olmaması için yapılan temizlik ve kontrol.
>
> 100)TER LEKESİ NASIL ÇIKAR
> Koltuk altlarında oluşan lekeyi beyaz şaraba batırılmış bezle silin
>
> 101)TOZ BEZLERİ
> Eğer toz bezleri sildiğiniz yüzeye toz bırakıyorsa her toz alışınızdan
> sonra durulama suyuna bir miktar gliserin koyun . Bir daha ki sefe toz
> beziniz toz bırakmayacaktır.
>
> 102)TUTKAL LEKESİ NASIL ÇIKARILIR
> Tutkal lekelerinizi çıkarmak için sirke ile ıslatıp bol su ile durulamalıdır.
>
> 103)TÜL PERDENİZİ NASIL YIKAMALISINIZ
> Tül perdenizi asla sıcak suda yıkamayın. Çamaşır makinanızın perde
> veya (hassas kumaş)
> proğramını kullanın.
>
> 104)ÜST ÜSTE KONULAN BARDAKLAR ÇIKMIYORSA NE YAPMALI
> Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine
> koyun. Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş
> yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.
>
> 105)ÜTÜ ALTLARI NASIL TEMİZLENİR
> Ütünüzün altının pırıl pırıl olmasını istiyorsanız temiz bir kağıt
> parçası ve biraz diş macunuyla bunu sağlayabilirsiniz. Kağıdı ıslatıp
> ütünüzün altını silerseniz yanlarınıda birazcık diş macunuyla ovun,
> sonra kuru bir kağıtla kurulayıp parlatın.
>
> 106)ÜTÜ YAPMAYI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN NE YAPMALI
> Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının
> kılıfının altına aliminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından
> ütü yapmak daha kolay olacaktır.
>
> 107)ÜTÜDE SARARAN ELBİSELERE NE YAPMALI
> Ütüde sararan elbise hemen oksijenli suyla silinirse sararan yerler kaybolur
> 108)VERNİKLİ AYAKKABILAR
> Süt ve limon suyu en tesirli temizlik maddesidir.
>
> 109)YAĞLI ŞİŞELER NASIL TEMİZLENİR
> Daha önce içerisinde yağ durmuş olan şişeleri temizlemek için
> içerisinde sirke ile parça halinde kaya tuzu atılmalı iyice
> sallanmalıdır, şişelerin pırıl pırıl olduğu görülecektir.
>
> 110)YENİ ALDIĞINIZ KAZAĞIN TÜYLENMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Yeni aldığınız kazağın tüylenmemesi için bir naylon torbaya koyarak 24
> saat buzdolabının buzluğunda bekletin, tüylenmesi önlenir.
>
> 111)YUMURTA LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI
> Önce soğuk suda bekletmeli, sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.
>
> 112)ZEYTİNYAĞI LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN
> Zeytinyağı lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerine
> gezdirilmelidir.
>
> 113)KEK KALIPTAN ÇIKMIYORSA NE YAPMALI
> Pişirdiğiniz kek kalıptan çıkmıyorsa, kabın altına ıslak bir bez
> yayarak biraz bekletin.
>
> 114)BAKLİYATLARINIZIN BÖCEKLENMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Her türlü bakliyatın böceklenmemesi için muhafaza ettiğiniz kavanoz ya
> da bez torbanın içerisine 1-2 diş sarımsak ilave ediniz.
>
> 115)BALIĞI PİŞİRİRKEN RENGİNİN GÜZEL OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Balık kızartma yağının içine kırmızı biber serperseniz bu balığa
> değişik bir lezzet verir ve ayrıca balığın rengi çok güzel ve parlak
> olur.
>
> 116)BALIĞI RAHAT KIZARTMAK İÇİN
> Balığı kızartma yapacaksanız temizleyip iyice yıkayın. Kağıt havlu ile
> kurulayın.Balık ıslak olursa yumurta ve una bulamakta zorluk
> çekersiniz. Üstelik kızartma işleminiz zorlaşır.
>
> 117)BALIK ÇORBASI YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİDİR
> Balık çorbası yaparken , suyunun daha lezzetli olması için balıkları
> en az 45-60 derecede kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli
> yerler olduğunu unutmayınız.
>
> 118)BALIK KOKAN TAVA NASIL TEMİZLENİR
> Limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.
>
> 119)BALIK KOKUSUNU ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI
> Yıkama suyunun içerisine bolca kahve telvesi atınız, sonra bolca durulayınız.
>
> 120)BALIN SAF OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ
> Baldan bir kaşık alıp soğuk suda ezin. Su beyazlaşacak olursa içinde
> un veya nişasta var demektir.
>
>
>
>
>
> 121)BAYAT EKMEKLERİ NASIL DEĞERLENDİRİRİZ
> Bayat ekmeği ince ince dilimleyip üzerine sütü gezdirin ve kızgın
> yağda kızartın. Servis tabağına ekmek dilimlerini alıp üzerine
> dilimlenmiş domates ve rendelenmiş peynir serpiştirip sıcak olarak
> servis yapın.
>
> 122)BİSKÜVİLER YUMUŞAMIŞ İSE NE YAPMALI
> Bisküviler yumuşamış ise onları birkaç dakika fırınlamak gerekir
>
> 123)BİSKÜVİNİN TAZE KALMASI İÇİN NE YAPMALI
> Bisküvi kutusuna ekleyeceğiniz 1-2 kesme şekerle bisküvilerin uzun
> süre taze kalmasını sağlayabilirsiniz.
>
> 124)BÖREĞİN KIVAMINDA PİŞMESİ İÇİN
> Hazırladığınız yufkalı böreğin kıvamında pişmesini istiyorsanız ,
> fırına koymadan önce keskin bir bıçakla iri dilimler halinde kesin ve
> oda ısısında en az yarım saat bekletin.
>
> 125)BÖREĞİN LEZZETİNİ ARTTIRMAK İÇİN
> Tepside yufka böreği hazırlarken , daha leziz ve kıvamında olmasını
> istiyorsanız, böreği hazırlayıp pişirmeden önce buzdolabında birkaç
> saat bekletin.
>
> 126)BÖREĞİN ÜZERİNİN KIZARMASI İÇİN NE YAPILIR
> Böreğin üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta
> kalmamışsa biraz
> yoğurdu bir yemek kaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk
> aldığını göreceksiniz.
>
> 127)CEVİZLERİN KABUKLARINI KOLAYCA AÇABİLMEK İÇİN NE YAPMALI
> Onları bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de
> dağılmayacaktır.
>
> 128)ÇATLAYAN YUMURTALARI NASIL KAYNATIRIZ
> Çatlayan yumurtaları aliminyum folyoya sararak kaynatabiliriz.
>
> 129)ÇAY NASIL İYİ DEMLENİR
> Çayı demledikten sonra en fazla 10 dakika daha kısık ateşte bırakın.
> Çünkü demlenen çay uzun süre kaynarsa içindeki bazı maddelerin oranı
> değişir ve çayın tadı bozulur.
>
> 130)DOMATES SALÇANIZ ÇOK EKŞİ İSE NE YAPMALI
> Domates salçanız çok ekşi ise içerisine bir havuç rendeleyin. Havuç
> salçanızı tatlandıracaktır.
>
> 131)DOMATESİ KOLAY SOYMAK İÇİN NE YAPMALI
> Bıçağın sırtıyla kabuklar soyulacak yönün tersine sürtülür, veya
> kaynar suda bir dakika
> bekletilir.
>
> 132)DONDURULAN BUZUN PARLAK OLMASI İÇİN NE YAPILMALI Buz dondururken;
> suyu kaynatın soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha
> canlı kristal gibi görünür. Kaynamış suda oksijen azalır, bu da buzun
> mat görünmemesini sağlar.
>
> 133)EKMEĞİNİZ KÜFLENİYORSA NE YAPMALI
> Ekmek dolabını 15 günde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.
>
> 134)ETİN YUMUŞAK OLMASINI İSİTYORSANIZ
> Etin yumuşacık olmasını istiyorsanız, eti pişirmeden önce limon suyuna
> bulayıp bekletin. Birkaç damla limon suyu ile et daha yumuşak ve
> lezzetli olur, daha çabuk pişer , bir diğer yol ise eti yoğurtla
> karıştırmak.
>
> 135)FIRINDA PATATESİN DAHA KOLAY PİŞMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Fırında patates yapmadan önce 10-15 dakika haşlayın ve çatal ile
> delin, daha kolay
> pişecektir.
>
> 136)FIRINDA TAVUĞUN DAHA İYİ KIZARMASI İÇİN NE YAPMALI
> Fırında tavuk kızartacağınız zaman bir limonu ikiye bölün, yarısını
> tavuğun üzerine
> bastırarak sürün, diğer yarısını ise tavuğun içerisine yerleştirin,
> tavuğunuz nar gibi
> kızaracaktır.
> Ayrıca 2 çorba kaşığı yoğurdu , sulandırılmış bir çorba kaşığı salçayı
> ve birazda
> zeytinyağını derin bir kabın içerisinde karıştırın. Fırına koymadan
> önce tavuğun her
> tarafına sürün .Çok daha lezzetli olacaktır.
>
> 137)KABARIK OMLET YAPMAK İÇİN NE YAPMALI
> Kabarık omlet yapmak istiyorsanız , bir çorba kaşığı suyun içerisine
> bir çay kaşığı mısır
> unu karıştırın. Hazırladığınız karışımı yumurtaya ilave edin. Böylece
> kabarık bir omlet
> yapmış olacaksınız
>
> 138)KARNABAHAR NASIL BEYAZ OLUR
> Karnıbaharı pişirmeden yarım saat önce tuzlu soğuk suda bekletirseniz
> kar gibi beyaz kalır.
>
> 139)KARNIBAHAR PİŞİRİRKEN ÇIKAN KOKUYU NASIL YOK EDERİZ
> Karnıbahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme
> suyuna bir parça tuz ve
> iki kaşık sirke ilave edip suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten
> sonra , içine
> sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.
>
> 140)KAYNAYAN SÜTÜN DİBİNE YAPIŞMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken
> dibine tutmaz.
>
> 141)KEBAPIN LEZZETLİ OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Kebap yapmak üzere aldığınız etin lezzetli pişmesini istiyorsanız
> doğradıktan sonra üzerine pişmiş süt dökün, bir süre beklettikten
> sonra yemeğinizi yapın.
>
>
>
> 142)KEKİ KOLAY ÇIKARMAK İÇİN NE YAPMALI
> Kek kalıbınızın içerisine hamurunuzu dökmeden önce ortasına bir şerit
> aliminyum folyo
> koyun. Böylece kekinizi pişirdikten sonra kolayca çıkartabilirsiniz.
>
> 143)KEKİN ÇÖKMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Hazırladığınız kekin fırında pişirirken çökmemesi için hamuru
> kalıbıyla birlikte fırına
> koymadan önce 20 dakika kadar dinlendirin.
>
> 144)KEKİN ORTASINA MALZEME KOYMAK İÇİN NE YAPMALI
> Hazırladığınız kekin ortasına malzeme koyacağınız zaman bıçak ile
> kesmenize gerek yok ,
> dikiş ipliğini kekin etrafına gerip dikkatlice çektiğiniz zaman düzgün
> bir şekilde kesildiğini
> göreceksiniz.
>
> 145)KEREVİZ PİŞİRİRKEN KOKUSUNU NASIL ALIRIZ
> Kereviz pişirirken kokusunu almak için içine biraz lahana turşusu
> koyun. Turşu kerevizin kokusunu alacaktır.
>
> 146)KESİLMİŞ LİMON NASIL SAKLANIR
> Küçük bir tabağa toz şeker serpin , kesik tarafı şekerin üzerine
> gelecek şekilde koyun 2 hafta limon kurumadan saklanır.
>
> 147)KIZARTMA KOKUSUNU YOK ETMEK İÇİN NE YAPMALI
> Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine
> defne yaprağı ,
> adaçayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.
>
> 148) KIZARTMA KOKUSUNUN EVE YAYILMASINI ÖNLEMEK İÇİN NE
> YAPMALI
> Kızartma kokusunun tüm eve yayılmasını önlemek için yağın içerisine
> 1-2 dal maydonoz
> atın.
>
> 149)KIZARTMA YAPARKEN YAĞIN SIÇRAMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Kızartma yaparken yağın sıçramaması için bir tutam tuz atmanız yeterlidir.
>
> 150)KIZARTMANIN TAVAYA YAPIŞMASINI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALI
> Yeni bir tava satın aldığınızda ilk önce içinde bir miktar sirke
> kaynatın. Bu işlem ilerde
> kızartmalarınızın tavaya yapışmasını önleyecektir
>
> 151)KİVİLER ÇOK SERT İSE NE YAPMALI
> Satın aldığınız kiviler çok sert ve ham ise gece boyunca plastik bir
> torba içerisinde elma ve
> armutla saklayın.
>
> 152)KONSERVE AÇILDIKTAN SONRA NE YAPMALI
> Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.
>
> 153)KURU FASULYALARI DAĞILMADAN PİŞİRMEK İÇİN NE YAPMALI
> Kuru fasulyaları dağılmadan pişirmek istiyorsanız tuzu ve salçayı ya
> da domatesleri fasulyalar yarı piştikten sonra koyun.
>
> 154)KURU FASULYANIN İYİ PİŞMESİ İÇİN
> Kuru fasulya, kuru barbunya, nohut gibi bakliyatın iyi pişmesi ve
> gazının çıkması için pişirmeden bir gece önce ılık suyla ıslatıp
> bekletin. Ertesi gün suyunu değiştirip 1 çay kaşığı kimyon ilave edip
> haşlayın.
>
> 155)KURU SOĞANLARI NASIL KORURUZ
> Kuru soğanları kese kağıdına sardıktan sonra buzdolabının sebze
> bölümünde muhafaza
> ederseniz çürüyüp bozulmasını önlemiş olursunuz.
>
> 156)KUŞ ÜZÜMLERİNİ AYIKLAMAK İÇİN NE YAPMALIKuş üzümlerini ayıklamak
> için onları bir avuç unla ovuşturunuz ve kalın delikli bir süzgece
> atınız. Unla beraber çöplerde düşer.
>
>
>
> 157)LAHANA PİŞİRİRKEN KOKUSUNU NASIL YOK EDERİZ.
> Bunu önlemek için lahanayı pişireceğiniz tencerenin içine biraz ekmek
> içi koymak yeterlidir. Yemeğe karışmaması için ekmek içlerini küçük
> temiz bir torba içinde koymanız , sonra alıp atmanız da size büyük
> kolaylık sağlayacaktır.
>
> 158)LİMONDAN DAHA FAZLA SU ELDE ETMEK İÇİN NE YAPMALI
> Limonu fazla sıcak olmayan bir fırında birkaç dakika bekletin.
>
> 159)MANTARIN KARARMASI NASIL ÖNLENİR
> Mantar sotelenirken tencerenin kapağı açık olursa hem mantarların
> suyunu vermesi hem de kararması önlenir
>
> 160)MANTARLARIN DAHA LEZZETLİ OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Mantarların daha lezzetli olması için pişirmeden önce üzerlerine biraz
> tuz ve limon suyu
> koyun. 5 dakika bekletin , daha sonra pişirin.
>
> 161)MAYDONOZ VE DEREOTU NASIL SAKLANIR
> Maydonoz ve dereotunu bozulmadan saklayabilmek için yıkayıp, kağıt
> havlu üzerinde süzülmeye bırakın. Cam bir kavanoza koyup kapağı kapalı
> olarak buzdolabında bekletebilirsiniz.
>
> 162)MEYVELERİNİZİN TAZE KALMASI İÇİN NE YAPMALI
> Meyvelerin arasına serpiştireceğiniz herhangi bir türden yapraklar
> onları uzun süre taze
> tutacaktır.
>
> 163)MISIR HAŞLARKEN DAHA LEZZETLİ OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Mısır haşlarken daha lezzetli olması için içerisine bir tatlı kaşığı şeker atın.
>
> 164)NASIL ELMA SİRKESİ YAPABİLİRİZ
> Soyulmuş elma kabuklarını atmayın.Bir kavanoza koyun, üzerini
> kapatacak kadar kaynatıp soğuttuğunuz suyu ilave edin. 2 tatlı kaşığı
> toz şeker koyun.Ağzını kapattıktan sonra ılık bir yerde bir süre
> bekletin. Sirkeniz olunca süzerek kullanın. Bu sirke midenize zarar
> vermez.
>
> 165)OMLETİN TAVAYA YAPIŞMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Hazırladığınız omletin tavaya yapışmaması için , önce tavayı ocağa
> koyup iyice ısıtın ,
> sonra yağı döküp kızdırın, daha sonra karışımı tavaya alın ve ocağın
> altını kısın.
>
> 166)PASTALARIN GEVREK OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Pastaların daha gevrek olması için hamurun içerisine bir çay kaşığı
> tuz atın.(Tatlı-Tuzlu fark etmez.)
>
> 167)PASTANIZ İÇİN PUDRA ŞEKERİ GEREKİYORSA NE YAPMALI
> Temiz iki kağıt arasına toz şekeri koyun. Isıttığınız ütüyü bu kağıdın
> üzerinde şekerler un haline gelene kadar gezdirin. Pudra şekeriniz
> hazır olacaktır.
>
> 168)PATATES PİŞİRİRKEN NE YAPMALI
> Patates pişirirken suyuna bir kaşık sirke konursa hem rengi sarı kalır
> hem de daha lezzetli olur.
>
>
>
> 169)PATATESİN FİLİZLENMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALI
> Büyük miktarda patatesiniz varsa torbanın içerisine bir adet elma
> koyun . 8 hafta boyunca
> filizlenmesini ve büzüşmesini önler.
>
> 170)PEYNİRİ KOLAY RENDELEMEK İÇİN NE YAPMALI
> 15 dakika buzlukta bekletmek yeterli olacaktır.
>
> 171)PİLAVIN DAHA LEZZETLİ OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı
> konmuş suda bir süre
> haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçüklükte dilimleyin ve pilav
> yaparken içine karıştırın.
>
> 172)PİLAVIN TANE TANE OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Pişireceğiniz pilavın tane tane ve beyaz olması için tencereye incecik
> bir dilim limon koyun.
>
> 173)PİLAVINIZI TEKRAR ISITIRKEN NE YAPMALI
> Pilavınızı tekrar ısıtırken bir kabın içerisine su koyup bu kabın
> üzerine pilav tenceresi koyularak ısıtılırsa pilav taneli kalır,
> tazeliğini muhafaza eder.
>
> 174)PİŞEN SEBZELERİN RENGİNİ KAYBETMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Pişirdiğiniz sebzelerin rengini kaybetmemesi için bir kesme şeker ya
> da limon suyu koyun.
>
> 175)PORTAKALLARIN DAHA FAZLA SU VERMESİ İÇİN
> Sıkılmadan önce bir süre soğuk suda bekletilen portakallar daha fazla su verir
>
> 176)PÖRSÜMÜŞ YEŞİLLİKLERİ NASIL CANLANDIRIRIZ
> Tazeliği gitmiş pörsümüş yeşillikleri canlandırmak için , 2 kaşık
> limon suyu karıştırılmış buzlu su dolu kabın içine koyun, 1 saat
> buzdolabında bekletin.
>
> 177)RAFADAN YUMURTALARIN ÇATLAMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Kabın içerisine fincan tabağı koyarsanız çatlamasını önlersiniz.
>
> 178)REÇELLERDE ŞEKERLENMEYİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ
> Reçel yapılacak meyveleri iyice yıkayıp kurulayınız. Karıştırırken
> mutlaka tahta kaşık
> kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tuzu yerine limon
> suyu kullanın.
> Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava
> kabarcıklarını kağıt havlu
> ile almadan kavanozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve
> karanlık yerde saklayınız
>
> 179)SALÇALARIN BOZULMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız , üzerini
> düzleyerek biraz zeytinyağı
> ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.
>
> 180)SARMISAĞI KOLAYCA SOYMAK İÇİN NE YAPMALI
> Sarmısağı kolay soymak için kabuklarıyla birlikte 15-20 dakika sıcak
> suda beklettikten sonra soyun. sarımsakların kolayca soyulduğu
> görülecektir.
>
> 181)SARMISAĞIN DAHA ÇABUK EZİLMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Sarımsakların daha çabuk ezilmesi için cam bir kavanozda ve
> buzdolabında saklamanız
> yeterli olacaktır.
>
>
>
> 182)SARMISAKLARINIZI SOYDUKTAN SONRA SAKLAMAK İSTİYORSANIZ
> Sarımsaklarınızın her zaman elinizin altında bulunmasını istiyorsanız
> kabuklarını
> soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyağı koyarak
> muhafaza edebilirsiniz.
> Ayrıca bu yağ yemeğinize salatalarınıza ayrı bir lezzet katacaktır.
>
> 183)SATIN ALDIĞINIZ KAHVENİN TAZE KALMASI İÇİN NE YAPMALI
> Satın aldığınız kahvenin taze kalmasını istiyorsanız, cam kavanoza
> boşaltıp, içine 2 adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın.
> Kahvenizin taze kaldığını göreceksiniz.
>
> 184)SEBZE VE MEYVELERİ NASIL KORURUZ
> Sebze ve meyveleri bekletmeden tüketmek doğrusudur, fakat beklemesi
> gerekiyorsa yıkayıp iyice kuruladıktan sonra naylon torbalara alıp
> buzdolabının sebze bölümünde 1 ile 4 hafta arasında saklayabilirsiniz.
> Elma , Armut ,Portakal,Limon ,Patates, Soğan uzun süre saklanabilen
> sebze ve meyvelerdir, bunlar ısının fazla olmadığı bölümlerde
> saklanmalı . Patates aydınlık yerde bekletilirse çimlenmeye başlar,
> çok uzun süren çimlenmeler zehirlenmeye dahi yol açabilir, onun için
> patatesleri hava alan , fakat ışık görmeyen yerlerde muhafaza etmek
> doğru olacaktır.
>
> 185)SEBZELERİN DAHA ETKİLİ TEMİZLENMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin , tuzlu su
> sebzeleri daha etkili ve çabuk temizler.
>
> 186)SOĞAN KOKUSUNUN ELİNİZE SİNMESİNİ ÖNLEMEK İÇİN
> Soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız ,
> soğan kokusunun
> elinize sinmediğini göreceksiniz.
>
> 187)SOĞAN SOYARKEN GÖZLERİN YAŞARMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Soğanı içi su dolu bir kabın içerisinde soyarsanız gözleriniz yaşarmaz.
>
> 188)SOĞANIN KARARMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Soğanların üzerine biraz un serpilirse kavururken kararmaz.
>
> 189)SOSİSLERİN PATLAMASINI ÖNLEMEK İÇİN
> Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce
> soguk süte batırmanız yeterli olacaktır.
>
> 190)SOYULMUŞ PATATESLER KARARMADAN NASIL SAKLANIR
> Saklanacak kabın içerisine su , bir tutam tuz koyun. Buzdolabında
> saklayın gerektiğinde suyla yıkayıp kullanın.
>
> 191)SÜTÜN BOZULMASINI NASIL ÖNLERİZ
> Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.
>
> 192)SÜTÜN KAYNARKEN DİBE YAPIŞMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Sütü ocağa koymadan tencere soğuk suyla çalkalanırsa süt kaynarken
> dibine yapışmaz.
>
> 193)TAVUĞUN TEKRAR ISITILMASI HALİNDE LEZZETİNİ KAYBETMEMESİ
> İÇİN NE YAPMALI
> Kızarttığınız tavuğu tekrar ısıttığınızda lezzetini kaybetmesini
> istemiyorsanız tavuk
> parçalarını bir süzgece koyun. Tencerenin içerisinde su kaynatın ve
> süzgeci üzerine oturtun.
> Buharda ısıtılan tavuk lezzetinden hiçbir şey kaybetmeyecektir.
>
> 194)TAVUK ETİNİN DAHA YUMUŞAK VE GÜZEL KOKULU OLMASI İÇİN
> Tavuk etinin daha yumuşak ve güzel kokulu olması için pişirmeden önce
> tavuğu yarım
> limon ile iyice ovalayın ve sonra tavuğun üzerine ve içine rendelenmiş
> limon kabuğu
> koyunuz.
>
> 195) TAZE BALIK NASIL ANLAŞILIR
> Gözleri saydam, parlak ve dışa bombelidir. Eti diri ve serttir.
> Üzerine parmakla bastırdığınızda çukur kalmaz. Pulları düz sıkıca ,
> derisine yapışık ve parlaktır. Solungaçları parlak ve kırmızı
> renktedir. Kuyruğu gevşekçe sallanmaz. Suya bırakıldığında dibe çöker.
>
> 196)TEREYAĞINI KIZARTIRKEN
> Tereyağını kızartırken içine bir damla zeytinyağı eklerseniz
> tereyağının yanmasını önlemiş olursunuz.
>
> 197)UNLARIN BÖCEKLENMEMESİ İÇİN NE YAPMALI
> Un kavanozunun içerisine bir adet defne yaprağı koyunuz.
>
> 198)YEMEĞİN FAZLA YAĞINI ALMAK İÇİN NE YAPMALI
> Yemeğin fazla yağını almak için üzerine 2 dilim bayat ekmek
> yerleştirin. Tencerenin kapağını kapatıp bir süre bekletin.
>
> 199)YEMEĞİN TUZUNU FAZLA KAÇIRIRSANIZ NE YAPMALI
> Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırırsanız tencereye birkaç parça çiğ
> patates atın, fazla tuzu
> çekecektir..
>
> 200)YEŞİL SALATA MALZEMELERİNİ NASIL DOĞRAMALIYIZ
> Yeşil salata malzemelerini elinizle koparırsanız vitaminlerini
> öldürmemiş olursunuz..
>
> 201)YOĞURDU NASIL SULANDIRABİLİRİZ.
> Yoğurdu sulandırmak için tahta kaşıkla üstten almak gerekir.
>
> 202)YUMURTALARI KOLAYCA NASIL SOYARIZ
> Yumurtaları kolayca soymak için , kaynar sudan çıkarıldıktan hemen
> sonra soğuk suya
> tutulup biraz bekletilir .
>
> 203)YUMUŞAMAYAN FASULYALARA NE YAPMALI
> Uzun süre pişirildiği halde yumuşamayan fasulyanın içine yarım kahve
> kaşığı karbonat koyun.
>
> 204)ÇİÇEK BAKIMI NASIL YAPILIR
> Evde yetiştirdiğiniz çiçeklerin sağlıklı görünümü sizin elinizde
> .Yaprakları kaplayan tozlar çiçek sağlığının düşmanıdır. Çünkü toz
> bitkinin akciğerleri sayılan yaprakların oksijen almasını engeller
> güneş ve ışıktan da yararlanmasını önler. Bu nedenle sık sık nemli bir
> bezle yaprakların tozunu alın. Geniş yaprakların parlak görünmesi için
> , temiz bir bezi biraya batırıp iyice sıkın ve yaprakları silin.
>
>
>
> 205)BAHÇEDEKİ GÜLÜ NASIL KORURUZ
> Mart ayının ilk günlerinde bahçenizdeki gülün kökünün yanına yaklaşık
> 5 cm. derinliğinde bir diş sarımsak gömerseniz gülü yaz boyunca
> zararlı böceklerden korursunuz.
>
> 206)BOYA FIRÇALARI SERTLEŞMİŞSE NE YAPMALI
> Kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.
>
> 207)BOYA KOKUSUNDAN RAHATSIZ OLURSANIZ NE YAPMALI
> Taze boya kokusunu yok etmek için 2 çareden faydalanmak gerekir.
> Boya kutusuna litre başına 2 çorba kaşığı vanilya karıştırın, veya
> boyadığınız odaya , içinde kesik bir soğan bulunan soğuk su dolu bir
> kap yerleştirin. Ekmek içiyle doldurulmuş bir tabakta aynı işi
> görecektir.
>
> 208)BOYA KOKUSUNU NASIL ÖNLERİZ
> 2 Büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunuda kokulu odaya koyun.
>
> 209)ARI SİNEK SOKMALARINA KARŞI NE YAPMALI
> Arı, Sinek sokmalarına karşı ; Kesme şekeri hafifçe ıslatın , sokulan
> kısmın üzerine hafifçe bastırın zehiri alır ve kaşınmayı şişmeyi
> önler.
>
> 210)BUZDOLABINIZ ARIZALANIRSA NE YAPMALI
> Buzdolabınız bozuldu ya da artık boş yer yok. Temiz bir kovayı musluk
> suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri
> daldırın. Yeterince soguyacaktır.
>
> 211)CAM TENCEREDE KAPAĞIN BUHARLAŞMAMASI İÇİN
> Yemek pişirirken cam tencerede kapağın buharlaşmaması için iç yüzeyi
> limon kabuğu ile
> silinir.
>
> 212)CAMLARDAKİ BUĞU NASIL GİDERİLİR
> Evlerin içi ısıtılınca pencere camları terler , su aşağı doğru
> süzülerek camları kirletir, buna mani olmak için bir bezi az gliserine
> batırarak camlara sürdüğümüzde sorun ortadan kalkacaktır.
>
> 213)ÇİÇEKLERİN DAHA UZUN ÖMÜRLÜ OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Satın aldığınız çiçeklerin vazoda daha uzun süre dayanmasını ve
> güzelliğini korumasını istiyorsanız suyuna birkaç damla çamaşır suyu
> koyunuz, daha uzun ömürlü olacaktır.
>
>
>
> 214)DİRSEK VE TOPUKLARINIZIN SERTLEŞMESİNİ İSTEMİYORSANIZ
> Bir dilim limon ile ovun, böylece yumuşacık olacaklardır.
>
> 215)DUVARA ÇİVİ ÇAKARKEN NE YAPMALI
> Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz
> bant yapıştırın. Çiviyi
> öyle çakın. Böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.
>
> 216)EMAYE KAP, TENCERE VE KEPÇE GİBİ MUTFAK ALETLERİNİN EMAYESİNİN
> DÖKÜLMESİ NASIL ÖNLENİR
> Emaye mutfak aletlerinin emaye kısımlarının çatlayıp dökülmesi , siyah
> lekelerin oluşması çirkin bir görüntüdür. Bu durumu önlemek için yeni
> alınan emaye mutfak aletini önce soğuk su dolu bir derin tencere
> içerisine yerleştirerek ateşe koymalı ve fokur fokur kaynatmalıdır,
> soğumaya bırakıldıktan sonra kurulayıp kaldırmalıdır.
>
> 217)EN İYİ YEMEK HANGİ TENCEREDE PİŞER
> En iyi yemek dibi kalın ve düz tencerede pişer.
>
> 218)FERMUAR SIKIŞIRSA NE YAPMALI
> Fermuar sıkışırsa kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.
>
> 219)GÜLLERİNİZ BOYNUNU BÜKERSE NE YAPMALI
> İlk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.
>
> 220)KAPI VE ÇEKMECELERİNİZ SÜRTÜYORSA NE YAPMAK GEREKİR
> Sürten kapı ve çekmecelere vazelin sürmek gerekir.
>
> 221)KARINCALARI YOK ETMEK İÇİN NE YAPMALI
> Kahve telvesi kullanmanız iyi sonuç verecektir.
>
> 222)MANTAR KAPAKLI ŞİŞELER NASIL SAKLANIR
> Mantar kapaklı şişeler yatık vaziyette saklanır.
>
> 223)MENEKŞELERİN DAHA SAĞLIKLI VE GÜZEL OLMASI İÇİN NE YAPMALI
> Evinizdeki menekşelerin daha çok çiçek vermesini istiyorsanız ,
> toprağına yumurta kabukları karıştırın, böylece menekşeleriniz daha
> sağlıklı ve daha güzel çiçek açacaktır.
>
> 224)POLYESTER VE SENTETİK TÜLLER NASIL ASILMALI
> Polyester ve sentetik tüllerinizi makinadan çıkardıktan sonra nemli
> nemli asın, kırışık yerler
> kendiliğinden düzelecektir.
>
> 225)SAKSINIZDAKİ KURT BÖCEĞİ NASIL YOK EDİLİR.
> Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yok olur.
>
> 226)SARARAN TEFLON TAVA VE TENCERELER
> Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda
> çamaşır suyu
> koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirince de önce sıcak
> suyla daha sonra soğuk
> suyla iyice durulayın.
>
> 227)SİGARA DUMANINI YOK ETMEK İÇİN
> Sigara dumanını yok etmek için mum yakın.
>
> 228)ŞARAP ŞİŞELERİNİN MANTARINI TEKRAR TAKMAK İÇİN NE YAPILIR
> Mantarı kaynar suyun içerisine atın, tekrar takmak çok kolay olacaktır.
>
> 229)TOPRAK ÇÖMLEK VE TENCERELERİ YENİ ALINCA NE YAPMALIYIZ
> Toprak çömlek ve tencereler yeni alındıklarında küçük çatlaklar
> nedeniyle kırılma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bunun için
> kullanmadan önce 3/4 ünü sirkeli sıcak suyla doldurun ve 24 saat
> bekletin ve soğuk suyla yıkayın.
>
> 230)TUZLUKTAKİ TUZUN NEMLENİP, TOPAKLANMAMASI İÇİN NE YAPMALI
> Tuzluğun içerisine birkaç adet pirinç tanesi atın, pirinç tuzun nemini alır.
>
> 231)ESKİ DUVAR KAĞITLARINI NASIL ÇIKARIRIZ
> Duvar kağıtlarınızı yenilemek istediğinizde eski kağıtları çıkarmak
> her zaman sorun olur. Ilık su dolu bir kaba bir miktar bulaşık
> deterjanı dökün ve karışıma batırdığınız süngerle duvar kağıtlarını
> silin, kolayca çıkacaklardır.
>
> 232)SARARMAYA BAŞLAYAN BEYAZ GİYSİLERE NE YAPMALI
> Sararmaya başlayan beyaz giysilere bir kaşık oksijenli su kattığınız 1
> litre ılık suda 1 saat bekletin